HAYATIN REYTİNGİ

Biraz “Orhanpamukçuluk” oynayarak başlayayım… Sevgili okuyucu, yazının bundan sonraki paragrafındaki satranç kelimesinden sonra okumayı bırakmayıp biraz sabrediniz!..
Satranç oynayan programlar, oyundaki her pozisyona reyting verir. Yani durumun beyaz için mi siyah için mi avantajlı olduğunu puanlar ve en avantajlı hamleyi tavsiye eder. Peki bunu hayatın kendisinde yapabilir miyiz, yani bize içinde olduğumuz bir durum için bir sonraki hamlemizi tavsiye eden bir makine yapmak mümkün olabilir mi?!

Geçtiğimiz günlerde İranlı bilim adamı Ali Razeghi bir zaman makinesi icat ettiğini iddia ederek baya bir ses getirdi. Ancak İran haber ajansı Fars, haberin bağlantısını, haberi geçtiği gün kaldırdı. Üstelik haber tam da batı medyasında viral hale gelmek üzereyken. Kimi kaynaklar Ali Razeghi’nin İran Stratejik Buluşlar Merkezi’nin yöneticisi kimisi de orda çalışan bir bilim adamı olduğunu söylüyor.

Razeghi’nin kendisiyle görüşen muhabire söyledikleri; icat ettiği makinenin bizi zamanda yolculuğa çıkartmayacağı, geleceği bize getireceği yönünde. Laptop büyüklüğünde bir makine ile 5-8 yıl sonrasını %98 başarı ile tahmin edebileceğini iddia ediyor.

Peki bu zaman makinesi işinin aslı ne olabilir? En başından beri İranlı bilim adamının “Geleceğe Dönüş” filmlerindeki gibi zaman yolculuğu yapabilen bir makine geliştirdiğini iddia ettiğini muhtemelen kimse düşünmemiştir. Bu iddiaların tamamı yalan ve hedef şaşırtmaya yönelik olabilir ancak benim merakım acaba bahsi geçen şeyi İran yapamamış olsa da yapılabilmesinin mümkün olup olmadığı.

Muhtemelen haberde doğru olan yegane bilgilerden biri Ali Razeghi’nin İran Stratejik Buluşlar Merkeziyle olan ilişkisi. Strateji denilince de aklıma ilk olarak satranç oyunu geliyor. Temelde diplomaside ve savaşta strateji geliştirmenin aslında prensipte satranç oynamaktan farkının olmadığını düşünüyorum. Demek istediğim, satranç nasıl iki oyuncu ve (yedi farklı karakterde) on altı taş ile oynanan bir strateji oyunuysa diplomasi de muhtemelen ikiden fazla oyuncunun ve eldeki taşların daha fazla olduğu bir strateji oyunu olarak düşünülebilir.

Son yıllarda, satranç oynayan bilgisayar programlarında oldukça ciddi gelişmeler kaydedildi. Yaklaşık on yıldır, iyi satranç programları dünyanın en iyi oyuncularını oldukça rahat yeniyor. Peki programları bu kadar kuvvetli yapan nedir? Bir jenerasyon önce en amatör oyuncuların bile rahatça yendiği satranç programları nasıl oldu da dünya şampiyonlarını bile alt edecek hale geldi?

Günümüzün en favori teknik konuları arasında “büyük veri analizi“ (big data analysis) ve “veri madenciliği” (data mining) teknikleri yer almaktadır. Borsa trendlerinden meteoroloji tahminlerine; insanların suç eğilimlerinden virüslerin yayılma düzenlerine kadar her alanda kullanılan “yapay sinir ağı” (artificial neural network) yöntemleri veya genetik algoritmalar artık satrançta da kullanılıyor.

Satranç programları artık, gelmiş geçmiş tüm oyunların tutulduğu devasa veritabanlarına sahip. Bu veri tabanları o kadar geniş ki; aynı temaya sahip, benzer pozisyonlar içeren binlerce oyun ve sonuçları mevcut. Dolayısıyla program, istatistiksel olarak kazanan ve kaybeden temaların farkında. Eskiye göre bir diğer farkta, programların daha geniş kapsamlı ve çabuk hesap yapabiliyor olması. İnsanların saatler süren analizler sonucu görebilecekleri kazanan hamleleri bir saniyede öneriyorlar.

Gelelim işin vurucu kısmına; programlar daha da ilerisini yapıp pozisyonlara reyting veriyorlar. Örneğin bir oyundaki herhangi bir pozisyonu programa yüklediğiniz anda size beyazın mı yoksa siyahın mı kazanmaya yakın olduğunu belirli bir puan vererek söyleyebilir. Durum iki taraf için eşitse verdiği puan sıfıra yakın (0,12), beyaz için avantajlıysa sıfırdan büyük (+1,2), siyah için avantajlıysa sıfırdan küçüktür (-0,78).

Peki İran’lı bilim adamı bunu diplomasiye veya genel olarak hayata uygulamış olabilir mi?

Yani oyuncu sayısı ve olası hamlelerin belli olduğu bir günlük hayat durumunda, bize tüm olasılıkları hesaplayacak ve satranç oynayan programların kullandığı matematiksel yapılara benzer kuvvetli bir algoritması olan; kuvvetli bir işlemciye sahip bir makine yapmak teorik olarak mümkün görünüyor.

Bir bilgisayar programı düşünelim; içine çevresel etkenleri ve oyuncuları parametre olarak giriyorsunuz veya zaten tanımlı bazı parametreler mevcut. Örneğin konu Ortadoğu sorunu, oyuncularda Ortadoğu ülkeleri; Amerika, Rusya ve başka diğer ülkeler. Aslında her birinin ajandası, eğilimleri ve on yıllardır sürdürdükleri politikalar aşağı yukarı belli. Bu ülkelerin elindeki araçlar da yani askeri, ekonomik ve bölgesel ağırlıklarıda belli. Dolayısıyla programa aslında belirli bir diplomatik durum veriyorsunuz ve size bir yıl sonraki olasılıkların simülasyonunu çıkartıyor. Her bir olasılığı da aynı bir satranç programının kullandığı reyting sistemi gibi puanlıyor.

Yani aslında bize hayattaki çeşitli durumlarda yapacağımız olası hamlelerin kazanan mı kaybeden mi olduğunu söyleyen bir program…

Sizi bilmem ama böyle bir aracı yapmayı düşünme kısmı aslında ilgi çekici olsa da sahip olmayı hiç istemezdim. Gerçek kararlar sonucunda yaşanan deneyimlerden elde edilmiş birikim gibi bir şey yok bence hayatta. Bize sürekli kazanan hamleyi gösteren bir program aslında herkesin elinde olsa, dünyanın düzeni yine değişmez; kazanma reytingi daha düşük olan birileri her zaman kaybetmeye mahkum olurdu!..

Düşünce kalkmasını bilerek ve bu döngüden yılmadan yaşamasını bilmek en güzeli…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s