EEE OGRENEMEDIK: TURKIYE’NIN E-OGRENMEYLE IMTIHANI

Türkiye’de KPSS’ye hazırlık olarak çeşitli üniversitelerin açtığı pedagojik formasyon sertifika programlarında okutulan Bilişim Teknolojileri dersinin bitirme projelerinde genellikle öğretmen adaylarına bir PowerPoint sunum hazırlatılır, herhangi bir konuda PowerPoint sunum… Durum o kadar vahimdir ki, internette belirli bir ücret karşılığında öğretmen adaylarına PPT sunum hazırlamaya yönelik iş yapan bir sektör vardır!

E-öğrenme hakkında herhangi bir şey anlatmadan önce acı bir gerçekle başlayıp ayaklarımızı yere sağlam basalım istedim. Sonuçta her konuda olduğu gibi başarının sırrı, insanın başladığı noktayı kabul edip, ileriye doğru adım atmasını bilmesi.

Yıl 2010 günlerden 8 Ocak, Gates Foundation, dünyadaki çeşitli güncel ve gelecekte karşılaşılması muhtemel sorunlara değinip çözüm önerileri sunduğu yıllık raporunu yayınlar. Raporun alt konularından birisi de e-öğrenmedir (eLearning).

Yıl yine 2010, başbakanın onayıyla MEB’de geniş çaplı bir proje hazırlığı başlatılır, FATİH Projesi. Nedir Fatih Projesi’nin açılımı? Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi. Projenin amacı, okullarımızı hem de hepsini bilişim teknolojilerinin son olanakları ile donatmak, eğitimi mümkün mertebe çağa uygun hale getirmek. Ne zamana kadar mı? Amaç harika da olsa bu konuda kafalar biraz karışık gibi görünüyor. En azından projenin resmi web sitesinde, “Proje Hakkında” bölümündeki “amaç” kısmında hedefin 2013 sonu, “gerekçe” kısmında da 2014 sonu olduğu belirtilmiş. Aslında büyütülecek bir şey değil, gerçekten sağlıklı şekilde olsun da bir yıl sonra olsun!..

Yıl 2012 günlerden 6 Şubat, FATİH Projesi Başbakan’ın da katılımıyla 17 ilde 52 okula 12.800 laptop dağıtılmasıyla başlatılıyor.
Yıl 2013 günlerden 24 Haziran, Fatih Projesi kapsamında 10.6 milyon tablet bilgisayar alımı ihalesine Microsoft, Apple, Samsung gibi dünya devleri dahil, 11 firmanın gireceği açıklandı. 24 Temmuz itibariyle de akıllı tahta ve yazıcılar için yapılan ihalenin ilk turu gerçekleşti.

fatih-projesi

FATİH Projesi’nin temel hedefi öncelikli olarak Türkiye’deki tüm okullara öncelikli olarak genel olarak hardware olarak adlandırabileceğimiz teçhizat desteği sağlamak. Bunun adı akıllı tahta, tablet veya yazıcı olabilir, sonuç itibariyle öncelikli hedef okulları bu ekipmanlarla doldurmak.

Yalnız sonrasında ortada bazı temel sorunlar var gibi görünüyor. Projenin, 4 alt başlığından birisi “Öğretmen Eğitimi” üzerine. Anlaşılan o ki, devlet okulları bu teçhizatlarla dolduruyor ama kullanmayı bilen olmadıktan sonra hiç bir seye yarayamayacağının kendileri de farkında. Projenin kalan üç alt başlığından ikisi yine altyapı ve teçhizat konuları üzerine ve sadece bir altbaşlık, “Eğitim Bilişim Ağı” adı altında içerik-yazılım geliştirme konularına ayrılmış.

Temelde kimsenin bu kadar tableti alıp yerleştirdikten sonra bunların içine ne ile dolduracağız sorusunu sormaması veya bu konunun bu kadar ikinci planda kalması oldukça şaşırtıcı ve alarm verici. Çünkü şu an Türkiye’de e-öğrenme alanında hem okullara hem de kurumlara yönelik içerik alanında ciddi derecede açık var. Yazılım alanında yapılan çalışmalar ise yok denecek kadar az. Aslında burada sorun en başından beri herkesin tek başına devlet desteği ile bir sektörün canlanabileceğini düşünmesidir.

Bir ülkenin okullarını teçhizatla donatmadan önce; bu araçları kullanacak kişileri eğitimine, bu teçhizatlarda kullanılacak içerik ve yazılımların üretimine öncelik vermemek ileride yaşanacak krize davetiye çıkartmaktan başka bir şey değildir.

FATİH Projesi, ancak Türkiye’nin bu konudaki algısını anlayarak ve araştırarak başarılı olabilir.

Öğretmenlerin neden BT ürünlerini kullanamadığını, 20 milyon öğrencinin veya sayısız sınavın olduğu bir ülkede e-öğrenmenin tüm avantajlarına rağmen neden satmadığını, neden bu kadar az şirket ve dolayısıyla konuda az sayıda uzman olduğunu anlamaya çalışmazsak projenin başarısı büyük riske atılmış olacaktır.

Projenin başarısı ve riske atmak demişken yazının başındaki gibi yine bir tarih vererek bitirelim, hem de oldukça yakın bir tarih:

Yıl 2013 günlerden 26 Temmuz; Fatih Projesi’nin en tepesindeki isimlerden ve projenin Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki birinci dereceden sorumlusu Grup Başkanı Mesut Küçükiba‘nın harcama kalemlerinde çeşitli usulsüzlükler olduğu iddiası üzerine görevden alınmasının ardından, Genel Müdür Mustafa Koç’un da birkaç gün içinde görevine son verileceği konuşuluyor. Sebep mi?

• “Hukuk danışmanlık hizmeti” altında 4 avukata 6 ay için 955 bin lira ödenmesi,
• Genel Müdürlüğün özellikle açık lise sınavları nedeniyle Müsteşar Yardımcılarını bile “sınav kuryesi” olarak Mekke’ye göndermesi
ve bir çok başka iddia.

Eeee biz hala öğrenemedik… Eee hala öğrenemedik… Ee öğrenemedik…
E ÖĞREN BE !….

Reklamlar

EEE OGRENEMEDIK: TURKIYE’NIN E-OGRENMEYLE IMTIHANI” üzerine 4 yorum

  1. Bu proje kapsamında okullarda öğretmenlere eğitim veriliyor… Eski öğretmenlerin pek uyum sağlayamadıklarını gördüm zira içlerinde halen bilgisayar ve internet kullanmayanlar vardı. Proje sayesinde mecburen tanıştılar. Ancak eğitim sonunda derslerinde bu gibi materyalleri aktif olarak kullanmayı düşünmüyorlar yine eski yöntemlerle devam ediyorlar… Ancak genç dinamik, yeni yöntem arayışında olan, eğitimde öğrenci kazanımında materyal kullanımının farkında olan öğretmenler için harika oldu, işin ihale vs.. kısımlarını bilemem ancak öğretmenler için büyük kolaylık oldu, öğrenciler derse daha iligili, eğitim daha etkili…

    • Tabi bu yeni materyallerin kullanımı harika olur, genç öğretmenlerin buna meyilli olması müthiş bir şey. Ancak şunu unutmamak lazım: bu e-eğitim materyallerini üreten şirketlerin de artması ve desteklenmesi şart. Yani FATİH projesinin ağırlıklı konusu tablet, bilgisayar vb. ancak bunların içini dolduracak materyallerin üretimi de önemli..
      Mesela Okullara yönelik Vitamin’e alternatif ve o kadar kapsamlı bir tane düzgün eğitim içeriği akıllara gelmiyor.
      Bunun haricinde e-öğrenme yazılımları konusunda çalışma yapan o kadar şirket var ki…
      Bunlar olmadan, yani tablet, bilgisayar vb. cihazların içini dolduracak materyaller olmadan bu kadar hazırlık ciddi derecede sıkıntıya uğramaya aday.

      Yoksa FATİH projesi, ideal olarak, yapılmak istenen şey olarak harika bir proje.

  2. 21 yüzyıl türkiyesinde hala defteri ,kitabı, ayağında ayakkabısı , sırtında paltosu olmayan , okullarda sobasında yakacak kömürü bulunmayıp evinden taşıdığı tezekle ısınmaya çalışan , öğretmenin kalacak doğru dürüst lojmanı olmayıpta taşımalı eğitimle zorlu yollardan okula taşınmaya çalışılan öğrenciler , sosyal güvencesi olmayan insanlarının akşama ne kaynatacağını hergün düşünmekten bıkar hale geldikleri bu zor coğrafyada FATİH projesini konuşmak halk dilinde bir deyiş vardır hani cuk oturuyor, özetlemek gerekirse “AYRANI YOK İÇMEĞE TAHTIREVANLA GİDER ….ÇMAĞA” bu kadar. Bu tamamıyle hükümetin diğer projelerinde olduğu gibi yandaşlarına RANT yaratma ve gösteriş reklam projesidir.Emin olun ki bu tablet ve diğer donanımlar daha kullanmağa başlamadan yazılımları demode olacak ya da bozulacaklar. Dişimizden tırnağımızdan artırıp ödediğimiz vergilerle alınan tabletler hep çöpe gidecek. 400 Milyar dolarlık dış borcumuzu arttırmaktan başka bir işe yaramaz. Herşeyin bir sırası ve zamanı vardır .Yukarıda saymış olduklarım tamammi ki ? Lütfen aklımızı başımıza toplayalım.

  3. proje guzel lafımız yok da, o akıllı tahtaları kullanacak “akıllı” öğretmenler nerde? teknolojiye ilgisi olan ve eğitim fakültelerinde bunun az çok eğitimini alan öğretmen adayları son yıllarda yetişenler .ben 2011 mezunuyum. birçok matematiksel yazılımın eğitimini aldık.akıllı tahta kullanmayı az çok öğrendik.su anda da matematik eğt.üzerine yuksek lisans yapıyorum. ama benim bu tür fiziksel olanaklara sahip bir okulda öğretmen olmam için yıllarca bekleyip puan biriktirmem gerekiyor. o puanı biriktirdiğimde de heralde teknoloji oldugu yerde saymayacak. teknolojiye ve gelişime tamamen kapalı öğretmenler ise en güzel ve en donanımlı okullarda.kıpırdamaya da niyetleri yok.yuksek lis. arastırmam sayesinde bunları çok yakından görme şansım oldu.tabi ki yenilikleri takip edip kendini geliştirmeye çalışan deneyimli öğretmenler de var. ama bu sayı yeterli değil. genç, dinamik ve donanımlı öğretmenlerin neredeyse tamamı zorunlu hizmet için en ücra yerlerde. bir öğretmenin uzun yıllar çalışıp puanını artırması onun iyi bir öğretmen oldugunu gösterir mi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s