AYNI SEYE BAKIP FARKLI GORMEK ve BILINC

Bir yakını, akrabası Alzheimer ile boğuşan herkes muhtemelen aynı sonuca varmıştır: İnsanları dış görünüşleriyle hatırlıyoruz çoğunlukla ancak kişi olarak bizi tanımlayan şey tamamen beynimizin çalışma biçimidir.

Ve beyin ne yazık ki vücudumuzun en az anlaşılan organı durumunda… Bir kardiyologa gidip sorsanız, size kalbin çalışma biçimi hakkında gayet mekanik bir açıklama yapabilir. Aynı şeyi bir sinirbilimci üzerinde deneyip beynin nasıl çalıştığını; düşünme eyleminin nasıl oluştuğunu sorsanız muhtemelen her biri size oldukça farklı ve daha çok masalımsı bazı açıklamalar getirecektir.

Beyni, beynin nasıl çalıştığını anlamanın zorluğunu 3 temel kavramla açıklayabiliriz; büyüklük, karmaşıklık ve bireysellik.

• Büyüklük; yapı olarak insan beyni 100 milyar sinir hücresine sahip ve bu hücrelerin her biri etrafındaki diğer binlerce hücreye bağlı.
• Karmaşıklık; her biri farklı özelliklere sahip 100 civarında farklı sinir hücresi mevcut.
• Bireysellik; evet insanlar birbirine benziyor ancak farklılığı yaratan herkesin beynindeki hücrelerin arasındaki bağlantıların farklı olabilmesi.

Herhangi bir insanın beynindeki sinir hücrelerinin bağlantı yapısını ortaya çıkarmak oldukça yakın bir amaç gibi. Ancak buna rağmen, elimizdeki bir çok nörobiyolojik veri sayesinde bizi insan yapan kavramlar üzerine bazı genel sorular sorabiliriz.

Zaman algısı, hafıza, düşünme ve bilinç… Hepsi, beynimizin içinde birbirine bağlı çalışan milyarlarca sinir hücresinin aktiviteleri ve etkileşimleri sonucunda olan olayların tanımları aslında. Hortumları temel olarak nasıl milyonlarca molekülün etkileşimi sonucunda oluşan olaylar olarak tanımlayabilip anlayabiliyorsak beynin aktivitelerini de benzer şekilde, çok sayıda sinir hücresinin birbiriyle etkileşimi şeklinde, tanımlayabilmek istiyoruz.

CONSCIOUSNESS

Bu aktivitelerden anlaşılması en zoru olan farkındalık hakkında konuşalım biraz. Basit bir soru sorarak başlayayım:

Şu anda ayakkabınızın ayağınızda yarattığı baskının farkında mısınız?!

Ayağınızda baskıyı hisseden sinir hücreleri, ben bu soruyu sormadan önce de sonra da beyninize aynı sinyali gönderiyordu. Ancak soruyu sorduğum andan itibaren duruma dair farkındalığınız bir anda değişti. İşte bu durumu açıklayabilecek bilimsel bir tanım henüz mevcut değil, çünkü bilinç ve farkındalik tamamen içsel bir özellik.

Bilincin nasıl oluştuğuna dair yapay zeka kavramının öncülerinden Marvin Minsky; dünyayı görsel olarak algılamak gibi beynin yaptığı en zor şeylerin tamamının aslında bilinç dışı yapıldığını belirtiyor. Daha da ötesi, belirli bir karar verdiğimizi ilan ettiğimiz konular için aslında “gerçek kararın”, karar verdiğimiz algısına kavuşmadan çok önce alındığını gösteren deneylere işaret ediyor Minsky. Minsky’e göre farkındalık ve bilinç, bir çeşit bilgisayar olan insan beyninin kendisinin nasıl çalıştığını anlatmak için, içinde bulunduğu biz yani insanları aracı olarak kullandığı, bir çeşit mekanizma

DNA molekülünün kaşiflerinden ve Nobel ödüllü Francis Crick ise farklı bir yönde açıklıyor farkındalığı… Gregor Mendel ve onun kalıtımla ilgili buluşunun biyolojinin temellerini oluşturduğunun farkına varılması bir kaç on yıl sürmüş ve yavaş yavaş gen kavramının temelleri oluşmaya başlamıştı. Gen kavramı, o devirde bu kavrama dair fiziksel hiç bir veri olmamasına rağmen başlamış, bundan neredeyse 100 yıl sonra DNA’nın keşfi ile tam olarak anlaşılabilmiştir. Biyologlar bir asır boyunca gen kavramı ile uğraşmışlar çünkü bu konunun biyolojinin temel direği olduğunu görümüşlerdi. İşte Crick’e göre de farkındalık da benzer şekilde, şu an tam olarak ne olduğu ve nasıl çalıştığı bilinmeyen fakat insanlığımızın temelini oluşturan bir kavram.

Bilinç; insanlığımızın temeli, beynimizin kendini anlatma mekanizması… Nasıl oluşuyor, nasıl kendini gösteriyor ve gerçekten kontrolümüzde mi ?
Muhtemelen kendini nasıl gösterdiği ve kontrolümüzde olup olmadığı kısmı şu an için muamma olarak kalacak. Ancak bilincin oluşturulması kısmının biraz dahi olsa kontrolümüzde olduğunu bilmeliyiz.

Zaten insanları birbirlerinden ayıran da işte bu kontrol edebildikleri bölüm ve tercihleri; aynı şeye bakıp tamamen farklı yorumlar yapabilmemiz de işte bu yüzden.

Daha çok yeni… Hatay’da şüpheli şekilde ölen Ahmet Atakan’ın düşme görüntüleri yayınlandı.

Aynı görüntüye bakan insanlardan bazıları;

Bilinci ve farkındalığı yerinde olan bir insanın kafa üstü yere çakılmak üzereyken nasıl olup da hiç hareket etmediğini, kolunu bile kıpırdatmadığını sorarken;
Eğer bilinci yerinde değilse kendini baygın halde nasıl aşağıya bırakabildiğini sorarken!

Bazıları da;
Bakın gerçekten kendi kendine düşmüş, konu kapanmıştır deyip işin içinden çıkabiliyor.

En basit öneri olarak Ahmet Atakan’ın düşüşünün simülasyonunu yapmak ve bu şekilde yere düşmesinin serbest düşme sonucu mu yoksa bir “başlangıç ivmesi”ile olup olmadığının belirlenmesi çok mümkünken…

Biz hala nelerle uğraşıyor, gerçeği bulmak yerine birbirimizle haklı-haksız yarışması yapıyoruz.

Bilinç bunun neresinde?

Reklamlar

AYNI SEYE BAKIP FARKLI GORMEK ve BILINC” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s