CERN OZER CILLER’I KESFEDERSE: MEDYA’DA BILIM

En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim; CERN’deki deneyler parçacık hızlandırıcılarda, atomaltı parçacıkları ışık hızına yakın hızlarda kafa kafaya çarpıştırarak ( napalım, teknik terim böyle: head-on collision ) yapılıyor. Açıkçası CERN, Özer Çiller’in çağrısını duymalı ve onu keşfetmeli… Tabi bu keşfi yaparken her zaman kullandığı tekniği kullanmaktan çekinmeyip Özer Çiller’i kafa kafaya çarpıştırmalı… da kiminle onu bilmiyorum!

ozer-ciller-istanbul-adliyesi-nde-2325411_8312_o

Geçtiğimiz haftasonu,Hürriyet gazetesinin Pazar ekinde ilginç bir röportaj vardı. Eski başbakanlarımızdan Tansu Çiller’in eşi Özer Uçuran Çiller; CERN’in kendisini keşfetmesi gerektiğini söylüyor, tanrısal sistemin bilimselliğini ispatladığını anlatıyordu röportajda. Daha da ötesi, aslında bir miktar promosyon niteliğinde olan röportajda bu konular hakkında yeni bir kitap yazdığından bahsediyordu.

Her şey bir yana, bu röportaj ciddi bir alarm veriyor aslında. Bilim, bilimsel keşifler, evrene olan bakışımız, algılayışımız hakkında aslında bilimle hiç ilgisi olmayan veya hobi şeklinde ilgilenen kişilerden bilgi alıyoruz.

Hemen göze çarpan biri bilimsel diğeri dinsel iki temel noktadan bahsedeyim:

• Tanrı Parçacığı adı verilen Higgs Parçacığı’nı CERN’den çok önce Leon Lederman’ın bulduğunu söylüyor… YANLIŞ!

Lederman, teorik çalışmalar sonucunda bu parçacığın doğada mevcut olduğuna ama aynı Özer Çiller gibi keşfedilmeyi beklediğine inanan bir bilim adamıdır. Onu öne çıkaran, Tanrı Parçacığı isminin ilk çıktığı kitabı yazarı olmasıdır!..

• Tanrısal sistemin 7 maddesi olduğunu ve bunları keşfettiğini iddia etmek aslında bir miktar din kavramını da rencide eden bir olgu değil midir? Kutsal kitaplar, zaten tanrısal sistemi anlatmak için yok muydu?

Peki neden meydan Özer Çiller ve benzerlerinde de bu konular hakkında gerçekten bilgi sahibi olanlar onları gazetelerden okuyor?

Bunun bir çok sebebi var ve muhtemelen çuvaldızı iki tarafa da batırmak gerekiyor.

İşin medya tarafına bakacak olursak, gerçek bir bilim insanının örneğin CERN ve orada yapılan keşifler hakkında konuşması ve bunu bir sayfalık bir röportaj halinde gazetede basmak öncelikle cesaret isteyen bir konu. Gerçek bilimle kimsenin ilgilenmeyeceği, anlamakta zorlanacağı algısı yaygın… Bu yüzden bilimsel konular hakkında bile konuşmak Özer Çiller’e kalıyor…

Diğer tarafta ise, akademik camianın içine doğmuş biri olarak açık konuşmak gerekirse akademide ciddi bir atıllık olduğu inkar edilemez bir gerçek. Türkiye’de temel bilimler alanında hem bilimsel donanımı tam hem de popüler olabilmeyi başarabilmiş veya bunun için çabalamış o kadar az bilim adamı var ki!.. Cengiz Yalçın, Ali Nesin gibi örnekler haricinde akıllara kim geliyor merak ediyorum.

Bu yüzden buradan Türkiye’deki akademisyenlere açık bir çağrı yapmak ihtiyacı hissediyorum.

Kendi alanınızı bu işten anlamayan insanların eline bırakmayın!..

Kitap yazın, dergilere makale yollayın. Kısacası daha aktif olun ve bunu popüler olmak için yapmayın. Doğru ve ilgi çekici işler yapanlar için o zaten kendiliğinden gelecektir.

Biliyorum ki hem dünya genelinde hem Türkiye özelinde, saygı gören işler yapan “gerçek bilim adamları” aslında büyük bir çoğunlukla sanat için sanat yapıyorlar. Yani bir Sicim Teorisi ile uğraşan fizikçinin en son derdidir aslında toplum benim yaptığımı anlar mı endişesi… Fakat tek başına Özer Çiller röportajı bile aslında bunun yanlış bir düşünce olduğunun ispatıdır.

Bilim ve bilimsel düşünce toplumda yaygınlaşmadıkça bir ülkenin ilerlemesinin mümkün olmadığını biliyoruz. Bunu yaygınlaştırmanın görevi ise çift taraflıdır. Bilim adamlarının samimi bir şekilde kendi çalıştıkları alanları toplumda bir fikir uyandıracak seviyede anlatabilmesi; medyanın da bu çabaya bir şans verip promosyonunu yapması gerekmektedir.

Eninde sonunda şöyle bir gerçek var, bugün medya devleri gazete portalları ile övünüyorsa ve para kazanıyorsa bunu da CERN’e ve oradaki bilim adamlarına borçlular!.. Neden mi?

Ekran Resmi 2013-05-02 13.14.40

İnternet dediğimiz şey, CERN’deki bilim adamlarının kendi içlerindeki bilgi paylaşımını gerçekleştirmek için başlayan bir projedir aslında… Önce kendi içlerinde kapalı devre başlayan bu bilgi paylaşımı ortamı sonra tüm dünyaya yayılmıştır ( Yukarıdaki resim ilk internet sayfasıdır ve CERN’den yayınlanmıştır! )

Medya, interneti bile borçlu olduğu bilime gerçek bir şans vermelidir diye düşünüyorum!

Reklamlar

CERN OZER CILLER’I KESFEDERSE: MEDYA’DA BILIM” üzerine bir yorum

  1. Selam Can, dediklerinin hepsine katiliyorum, sadece ben sucu acikcasi daha cok medya’da goruyorum, en azindan parcacik fizigi icin… Uc yil boyunca tanik oldugum, CERN’de calismalarini surduruen bir cok bilim insani, CERN’de yapilan calismalari, Turkiye’nin neden CERN’e uye olmasi gerektigini ya da Turkiye’de parcacik fiziginin gelismesi icin yapilmasi gerekenleri, hem politicalara hem de medyaya her firsatta anlatiyor. Hem Turkiye’de calisanlar, hem de disarida calisan fizikcilerden bircogu ne zaman Turkiye’ye gelse, kendi zamanlarindan verip lise ogrencilerine, halka CERN’i anlatan konusmalar veriyorlar, hatta universite ogrencilerine okullar duzenliyorlar. LHC calismaya basladigindan beri Bilim ve Teknik’e, hatta ekonomi ile ilgili dergilere bile bir cok haber ve makale yazildi bu konular hakkinda… Bircok hoca televizyona cikip anlatmaya calistilar… Bunlar ya dikkate alinmadi ya da mesela televizyon programlarinda karsilarina ilahiyatci hocalar, fizikten anlamadigi halde anliyormus gibi yapan felsefeciler kondu. Hemen dine cekip sansasyon ve kavga cikartmaya ugrastilar…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s