EGITIM SISTEMINE CARE ONERILERI 2 / BIREYSEL OGRENME UZERINE

Yine en son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Devlet eliyle ve FATİH Projesi kapsamında, bilimsel olarak her öğrencinin performansını ölçebilen, akıllı algoritmalarla ona bireysel bir öğrenme yolu çizebilen, eğitim programındaki kazanımların ve bunlara ayrılacak zamanların dahi belirlenmesinde kullanacağı bir yazılımı okullara entegre etmelidir.

knowledge-space-2

Yukarıdaki resmi aklımızda tutalım ve yazının sonunda dönüp tekrar bakıp; “Her öğrenci için bu tarz bir haritada dolaşmak; her öğretmen için bunun takibini yapmak ve bunun istatistiksel verisini yıllar boyunca tutmak istemez miyiz?” sorusuna cevap verelim.

Bireysel öğrenme yani bireylere, öğrenmek istedikleri konuları, onların öğrenme stillerine, hızlarına v.b. özelliklerine göre öğretebilmek, uzun yıllardır konuşulan ve tartışılan bir konu… Ve kabul edelim ki pratikte, bunu sınıf ortamında gerçekleştirmek neredeyse imkansız. Önceki yazımda öğretmenlerin istihdam sorunuyla ilgili basit bir öneride bulunmuştum; Şimdi de Türkiye’de öğrencilerin, öğrenme; öğrenme süreçlerini takip etme; eğitim programlarını daha bilimsel hazırlamaya v.b. sorunlara yönelik olarak basit bir çözüm önerisi sunacağım.

Hepimiz biliyoruz ki her bireyin kendisine uygun bir öğrenme tarzı var. Beynimizi oluşturan hücrelerin bile birbirine bağlanış sekli, kişiden kişiye değişip aynı şeye bakan, aynı sesi duyan bireylere farklı kavramlar düşündürebiliyorken bir sınıftaki 20-30 öğrencinin, öğretmenin anlattığı 40 dakikalık bir konudan ne farklı algılara sahip olabileceklerini hayal etmek zor olmasa gerek.

Bu konunun farkında olsa gerek TÜBİTAK, 1003 Öncelikli Destek Alanları programında FATİH Projesi için iki çağrı açıldı ve açılan çağrılardan birisi insan-bilgisayar etkileşimi üzerine. Ancak çağrı detaylı olarak incelendiğinde görülüyor ki aslında odaklanılan nokta, “Akıllı Öğrenme”.

Öncelikle dünyada “akıllı öğrenme” ve “akıllı öğrenme sistemleri” nedir onu anlamaya çalışalım. Basit bir şekilde, bir akıllı öğrenme sisteminin amacı, bir konuyu öğrenmek isteyen kullanıcılara, dış etkenlerden ( yani öğretmen veya herhangi bir yardımcıdan ) bağımsız olarak, sadece kullacıların sistemle etkileşimi sayesinde topladığı veriler sayesinde, onlara uygun, dinamik bir öğrenme yolu çizebilmek… Öğrenmeyi bireyselleştirebilmektir.

Biraz araştırma yaptığımızda görüyoruz ki insan öğrenmesi üzerine geliştirilen bir çok farklı matematiksel ve bilişsel model mevcuttur. Ancak bu noktada kendimize doğru soruyu sormalıyız; amacımız insan öğrenmesini genel olarak modellemek mi, yoksa bir konuyu öğrenmeye çalışan insanlara kendilerine uygun yollar önerebilmek mi?

İlk hedef oldukça zor olmakla beraber şu an hem Amerika’nın hem de Avrupa Birliği tarafından yürütülen milyarlarca dolar bütçeli projelerin konusudur. İkinci hedef, yani bir öneri mekanizması yaratmak ise daha ulaşılabilir bir hedeftir.
Piyasaya bakıldığında, akıllı öğrenme ve etüt işini hakkıyla yapan çok nadir şirket olduğunu göreceksiniz. Bunlardan aslında iki tane sayabilirim; birisi bu konunun öncüsü ve en eskilerinden http://www.aleks.com diğeri de bu konunun en yeni ve trend uygulaması http://www.knewton.com .

İşte, öğrencilerin bireysel öğrenme; performanslarının bilimsel ölçümü; eğitim programlarının doğru şekilde belirlenebilmesi gibi konulara çözüm olarak yukarıda örneklerini verdiğim sistemlerin devlet eliyle her okulda kullanılmasını öneriyorum.
Peki nedir bu sistemlerin temeli?

İşin parçaları aslında oldukça detaylı olmasına rağmen bu tip bir sistemi oluşturmanın ana öğelerini özetlemeye çalışayım. Anlatacağım sistem literatürde Knowledge Space Theory adı verilen matematiksel-bilişsel bir kurama dayanıyor. Kemerlerinizi bağlayın çünkü az da olsa teknik konuşmaya başlayacağım!..

1) Öncelikle herhangi bir konu ele alalım, adı X olsun. Bu X konusunu tamamen öğrenebilmek için gerekli olan tüm alt konuların sayısı da n olsun. Yani eğitimci diliyle; ana konumuzun adı X, kazanımların sayısı da n. Şimdi bu X konusunu öğrenmek isteyen birinin içinde bulunabileceği olası tüm bilgi düzeylerini düşünelim… Hemen yardımcı olmam gerekirse bu sayı, kişinin hiçbir şey bilmeme durumundan her şeyi bilme durumuna kadar olan tüm alt kümelerin sayısı yani 2^n dir. Bu 2^n, olası her bilgi düzeyinin sayısıdır, peki bu olası bilgi düzeylerinin her biri gerçekten mümkün müdür? Tabi ki hayır. Sebebi basit, kazanımlar arasında ön koşullar vardır. Örneğin n tane kazanımın olduğu bir durumda; sadece 1. kazanımla sonuncu kazanımı bilip aradaki hiç bir kazanımı bilmeme durumu matematiksel olarak olası olsa bile mantıken mümkün değildir. Bu durumda hedefimiz bu n tane kazanım arasındaki önkoşul ilişkisini bulmaktır. Bu sayede matematiksel olarak 2^n tane görülen bilgi düzeyi sayısını, mantıken olabilecek bilgi düzeyi sayısına indirebiliriz. Bunun için 2 yöntem mevcuttur:

i) Fazla sayıda konu uzmanına manuel olarak n tane konu arasında önkoşul ilişkisi kurdurup, ortak paydasını almak.

ii) Akıllı bir algoritmaya dayalı bir sorgulama yöntemiyle, konu uzmanlarını sorgulayarak kazanımlar arasındaki önkoşul ilişkilerini ortaya çıkarmak.

Kazanımlar arasında önkoşul ilişkileri çıktığı anda elimizde aşağıdaki yapıya benzer bir öğrenme haritası ortaya çıkacaktır. Aşağıdaki harita 9.sınıf matematik dersindeki Kümeler konusunun öğrenme haritasıdır.

kst1

Bu resimdeki küçük daireler bir kişinin Kümeler konusunu öğrenirken içinde bulunabileceği tüm bilgi düzeylerini temsil etmektedir. En soldaki daire, kişinin o konuda hiç bir şey bilmeme durumunu, en sağdaki dairede kişinin her şeyi bilme durumunu temsil etmektedir. Farklı bağlantılar takip edilerek çok farklı şekillerde bir bilgi düzeyinden başka bir bilgi düzeyine gitmek mümkündür. Yani bir çok farklı öğrenme yolu mevcuttur. Resimde kırmızıyla gösterilen yol, bir öğrencinin kümeler konusunu mevcut onlarca alternatif yol arasından bir tanesini takip ederek baştan sona öğrenmesini temsil etmektedir.

2) Elimizde böyle bir harita olduktan sonraki hedefimiz doğal olarak akıllı bir sorgulama yöntemiyle öğrencilerin bu haritadaki bilgi düzeylerinden hangisinde olduğunu tespit etmek olacaktır. Bu algoritmaların yapısına girmeyeceğim ancak yukarıdaki resmin, karışmış kafaları biraz temizlediğini düşünüyorum. Bu basamaktaki hedef özet olarak doğru bir sorgulama yöntemiyle öğrencinin hazırbulunuşluğunu keşfetmektir, buradaki en önemli avantaj, resimdeki harita sayesinde bunu hem bilimsel hem de görsel olarak tespit edebilmektir.

3) Kullanıcının başlagıç bilgi düzeyi ortaya çıktıktan sonraki hedef onu sistemde adım adım ilerletmektir. Haritadaki her adım aslında bir kazanımı öğrenmeye karşılık geleceğinden her adımda, kullanıcıya ilgili kazanıma uygun içerik ve sorular sunulur. Yine Knowledge Space Theory altyapısı kullanılarak, kullanıcının sorulara verdiği cevaplar üzerinden toplanan bir çok veri yardımıyla ona uygun bireysel bir yol çizilmeye başlanır.

Şimdi temellerini kısaca anlatmaya çalıştığım bu sistemin devlet eliyle tüm okullarda kullanıldığını düşünelim. Örneğin milyonlarca öğrencinin, matematiğin herhangi bir konusunu öğrenmek için aynı harita üzerinden kendilerine uygun yoldan geçtiğini düşünelim. Elde edeceğim istatistiksel verilerin paha biçilmez olacaktır:

• Başarılı şekilde öğrenenler ile başarısız olanların çoğunlukla takip ettiği yollar ortaya çıkmaya başladığı andan itibaren. Belirli bir konu için hangi yoldan gidilirse daha çabuk öğrenileceği bilimsel olarak belirlenebilir.

Yani başarı ve başarısızlığın haritası ortaya çıkarılabilir.

• Benzer şekilde, öğrencilerin çoğunlukla hangi yolları takip ettiğinden ve hangi konuda ne kadar zorlandığından yola çıkılarak eğitim programları yeniden ve bilimsel olarak şekillendirilebilir.

• Öğrencilerin bireysel performanslarına ve gelişimlerine yönelik bilimsel ve süreklilik arz eden bir yapı kurulmuş olur.

• Kurulan sistem, önceki kullanıcılardan aldığı verileri bir sonraki kullanıcılara daha rafine ve doğru tespitler yapmak için kullanır ve sistem her geçen zaman daha etkili hale gelir.

Kısacası hem öğrencilerin öğrenme süreçlerini kolaylaştıran ve bireyselleştiren; hem öğretmenlerin süreçleri sürekli olarak takip edebildiği ve performans ölçebilip, belkide bireysel ödev verebileceği; hem de devletin eğitim kurumlarının eğitim programlarından tutalım ülkenin öğrenci profiline ve yetenek havuzuna kadar her türlü veriyi bilimsel olarak tutabileceği bir yapı oluşturulmuş olur.

Bu tarz bir sisteminde Türkiye’de özel girişimlerle kurulması ve desteklenmesinin mucize olacağına inandığımdan, FATİH Projesi çerçevesinde kesinlikle devlet eliyle okullara yerleştirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Umarım bu tarz merkezi bir sistemin çalışmaları için bir tartışmanın başlangıcı olabilir ve FATİH Projesi şu an gittiği yoldan çevrilerek çok daha önemli konulara parmak basabilir hale getirilebilir.

Reklamlar

EGITIM SISTEMINE CARE ONERILERI 2 / BIREYSEL OGRENME UZERINE” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: EGITIM SISTEMINE CARE ONERILERI 2 / BIREYSEL OGRENME UZERINE | kuzeykasabasi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s