KENDI KENDINE YENILEN SATRANC OYUNCUSU

Türkiye’de lisanslı sporcu sayısı en fazla olan federasyon hangisi diye sorsam zannediyorum herkes Futbol Federasyonu olarak doğru cevabı yapıştırır. Peki en fazla lisanslı sporcuya sahip ikinci federasyon hangisi diye sorsam…

Basketbol mu dediniz? Hayır…

Voleybol mu? Ona da hayır!..

Doğru cevap, kimilerinin o da spor mu diye soracağı Satranç Federasyonu’dur!.. Tam 322 bin 950 lisanslı satranç oyuncusu…

Tarih 27 Eylül 2013… Önce Hatay’da yapılacağı ilan edilip sonra güvenlik nedenleriyle Kocaeli’ne alınan, Dünya Gençler Satranç Şampiyonası sonuçlandı. Oyuncularımızdan biri, normalde şampiyon olmaya yetecek bir derece yaparak Dünya ikincisi oldu…

İsmi ne mi? Alexander Ipatov… Yok şaka yapmıyorum, ismi gerçekten bu.

Ukrayna doğumlu, 2009-2012 arasında İspanya’yı temsil etmiş, 2012 Şubat’tan beri de Türkiye’yi temsil ediyor…

kasp-ipatov

Resimde Ipatov’u, Kasparov’dan ödülünü alırkan görüyoruz.

Devşirme oyuncuya tabi ki karşı değilim, kafatasçılık yapanı da yaptıranı da sevmem… Ancak çoğu genç olan 323 bin lisanslı oyuncu arasından uluslararası seviyede başarı elde edebilen birini neden çıkartamıyoruz bunu sorgulamalıyız.

Bu kadar oyuncu arasından kaç tane “Büyük Usta” seviyesinde oyuncumuz var? Toplam yedi…

Biri Alexander Ipatov!.. diğeri aslen Ukraynalı olup sonra Belçika vatanaşlığına geçip en son Türkiye’de karar kılan Mihail Gurevich!.. bir diğeri de yılların Suat Atalık’ı…

Ipatov haricindeki oyunculara baktığımızda aslında birkaç başarılı sayılabilecek ama madalya almanın yakınında olmayan dereceler görüyoruz.

Kızlar kategorisinde ise tamamen amatör denilebilecek oyuncularla son sıralara oynadığımızı gözlemliyoruz. Ama en azından hepsi çok genç, hepsi gelecek vaad ediyor ve hepsi yerli!..

Birgelir01
Melisa Birgelir

Kendimize sormalıyız, “Neden düşünsel bir spor olan satrançta başarılı olamıyoruz” diye.

Ekipmanın pahalı olmadığı, kuralları öğrenmenin zor olmadığı, neredeyse tamamen düşünsel nitelikte bir oyun olan satrançta bu kadar genç nüfus potansiyelimiz ile neden başarılı olamıyoruz?!

Aziz Nesin haklı, ülkenin yarısı hatta belki daha fazlası aslında aptal desek olmaz çünkü biliyoruz ki aslında bu söz başka gerçeklere gönderme olup ülkece zeka seviyemizi sorgulamamıza mahal verecek bir durum söz konusu değil…
Bence çok basit bir sebep var aslında; satranç oyunu bir insanın bilimsel çalışma yöntemiyle kendini geliştirmesine en uygun oyun. Sorun tam da burada başlıyor…

Stefan Zweig’ın Satranç romanını bilenler bilir. Tüm oyunu tahtaya bakmadan aklından oynayan, rakibinin yapabileceği her hamleyi çok öncelerden düşünüp çabucak oynayan ve ona hiçbir şans bırakmayan oyuncu bir gün, her hamlesi için uzun uzun düşünen, metodik ilerleyen, sabrı sınırsız Dünya Şampiyonuyla oynar ve kazanmak üzere olduğu oyunu kaybeder… Her olasılığı hesaplamanın verdiği sabırsızlıkla, şampiyonun önceden tahmin ettiği hamleleri oynamasını beklerken kapıldığı paranoyaya yenik düşer aslında…

zweig

İşte biz belki de Zweig’ın romanının kahramanı gibiyiz.

Ve sadece satrançta değil, her alanda; sporda, eğitimde, politikada…

Hepsinde bilimsel düşünmeyi, metodik çalışmayı ekolleştirmek yerine kendi kendine yenilen satranç oyuncusu olmayı tercih ediyoruz.

Reklamlar

KENDI KENDINE YENILEN SATRANC OYUNCUSU” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s