Sadece Twitter mı sansürlü zannettin arkadaşım?

http://www.radikal.com.tr/hayat/sadece_twitter_mi_sansurlu_zannettin_arkadasim-1182779

Uzun zamandır yaşadıklarımıza dair çıkartabileceğimiz tek sonuç var ve artık net bir şekilde söyleyebiliriz:

Sansür ve yasaklar, hayatımızın doğal bir parçası…

Ve zannediyoruz ki, sansürü sadece Twitter gibi internet mecralarında veya sosyal yaşamımıza getirilen düzenlemelerle hissediyoruz.
Daha ne olsun diyeceksiniz!..

Ancak unutmayalım ki sansürlemek, sıkıştığında daha da ileri gidip yasaklamak genel bir anlaşıyın eseridir. Nedir bu anlayış?

Düşünce özgürlüğünü, düşüncenin özgürce ifade edilebilmesini ve iletişim özgürlüğünü engellemek.

sansür1

Ve bu özgürlüklerin olmazsa olmaz olduğu iki alan var; bilim ve sanat.

İkisi de serbestçe düşünmeden, düşündüğünü de özgürce ifade edemeden yapılacak işler değil.

Sanatın her alanında yaşanılan engellemeler uzun zamandır gözler önünde; yasaklanan sinema filmleri, kapatılmaya çalışılan devlet tiyatroları, yıkılan heykeller…

Bilimde ise biraz farklı ve çok tehlikeli bir durum var.

En nihayetinde dünya çapında ses getiren bir filmi yasaklarsanız veya devlet tiyatrolarını kapatmak isterseniz bunun duyulmaması veya devasa bir heykeli vinçlerle yıkmaya kalkarsanız bunun görülmemesi mümkün değildir.

Ancak bilimde sansür, bu kadar gözle görülen, elle tutulan bir durum değil ne yazık ki!..

Sansürlendik Ama Haberimiz Bile Yok

Geçtiğimiz hafta tüm dünyayı heyecanlandıran, insanlık tarihinin belki de en önemli keşiflerinden biri yaşandı.

Bilim insanları, ilk defa kütleçekim dalgalarını gözlemlediler. Teknik detayları tamamen bir kenara bırakıp keşfin sonuçlarına bakalım:

• Evrenin oluşumunun artık Büyük Patlama dediğimiz devasa bir patlama sonucunda olduğuna eminiz
• Büyük Patlama’dan sadece emin değiliz; nasıl olduğun açıklayan ve evrenin şu anki yapısını da açıklayan kuramlar da geçerlilik kazanmış durumda
• Varoluşun ilk anlarında neler olduğuna dair artık net bir fikrimiz var
• Bizim yaşadığımız evrenlere benzer başka evrenlerin olabilme ihtimali biraz daha kuvvetlenmiş görünüyor

Hal böyleyken ve bizi evrenin varoluşunun ilk anlarına götüren bu gelişmeyi tüm dünya konuşurken, Türkiye’de Anadolu Ajansı dahil hiç bir haber ajansı geçmedi.

Bir haber ajansının, bu gelişmeden haberdar olmaması gibi bir mazeret olmayacağı için ortada tek ihtimal var:

Hem daha önce Darwin’in Evrim Kuramı ile ilgili yayın yapmaya kalkanların uğradığı sansürden de öğrenilmiş bir çaresizlikle hem de bilinçli olarak kafalar devekuşu misali kuma gömülmüştür.

Haber ajansı olduğunu iddia eden üstelik de yarı resmi niteliği olan bir kurumun bu tarz bir haberi geçmemeyi tercih etme gibi bir lüksü olamaz.
Herşeye rağmen bu tercihin yapılmış olması, seçici sansürlemenin ta kendisidir.

O Zaman Biraz Eğlenelim!

Şöyle bir bakalım;

İnsanın varoluşunu açıklayan kuram sansürlü!

Evrenin varoluşunu açıklayan kuramın ispatı da sansürlü!

Yani medeniyetin, bilimin ulaştığı noktadan gurur duyacağımız, insanlığın ortak paydası olan her gelişme bize sansürlü.

Normal insanların yaşadığından farklı olarak kendi paralel dünyamızı yaratmış durumdayız ve git gide insanlığın ortak değerlerinden kopuyoruz.
Sonucunda ne mi oluyor?

Otoritenin sansürlediği bilim artık tersine işlemeye başlıyor arkadaşım.

Sağımızdan solumuzdan yediğimiz keyfi sansür ve yasaklamalar; Evrim Kuramı’nı tersine işletip bizi insandan maymuna çeviriyor!

E hazır bu haldeyiz madem, evrensel değerlerden uzaklaştıkça nelere yaklaştığımıza da kısaca bir bakalım:

• Evrenin oluşumunu boşver; ilahi yahu… Sen önce gece ve gündüz nasıl oluşur onu öğren. Bak açıklaması burada:

• Herşey kendi kendine nasıl olabilir, Büyük Patlama falan deyip cahil cahil konuşma lütfen. Bak bir pilot kalem nelere kadir:

• Kara Delikleri Nihat Doğan’dan … pardon pardon yeni nesil bir fizikçiden mi dinlemek istersen işte burada:

Başımızı kuma gömdükçe bu örneklerin sayısı azalmayacak, artacak arkadaşım.

Ama olsun… Onlar evrenin başlangıcına gittiyse bizim de evrenin başlangıcından itibaren yaptığımız; yaptıkça da sürekli sağ şeridini kullandığımız 17 bin km. bölünmüş yol var!.. Dile kolay.

Artık bu yolda, arada sırada da olsa paralel şeride geçip bilimde, sanatta neler oluyor diye bakmanın zamanı gelmedi mi sence de?

Ben bunun için hatalı sollamaya bile razıyım.

Hatalıysam ara!…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s