Tehlikenin Farkında Mısın?

Geçen yıl bu zamanlar Radikal’deki yazılarıma son verildiğinden beri ilk yazım olacak…

Biraz paslanmış olabilirim…

Geçişlerim pürüzsüz olmayabilir ancak zaten çok sorun değil… Herhangi bir estetik, bilim, ortak akıl kaygısı taşımayan bodoslama aksiyonların rahatlıkla alınıp hiç tepki çekmediği günlerden geçiyoruz… O yüzden zannediyorum bana rahatlıkla katlanırsınız…

Türkiye’de üniversiteye kadar olan eğitim yani eğitimcilerin K12 diye adlandırdıkları ilk 12 yıl büyük ölçüde mahvolmuş durumda. Bu konuda kimsenin en ufak şüphesi kalmamıştır herhalde.

Her seviyede sürekli değişen sınav sistemi, sınavlardaki şaibeli sonuçlar, yıllardır süren dershane krizi, ülke tarihinin en büyük projelerinden biri olup bugün kimsenin hatırlamadığı batık bir FATİH Projesi, atanamayan öğretmenler ve dahası…

duyarsızız

Yalnız bu yozlaşma özellikle bu yıl yoğun bir biçimde üniversite ve sonrasındaki yüksek lisans eğitiminde de gözle görülür dereceye geldi.
Akademik çevrelerde artık görmeye alıştığımız skandallardan, fakülte içi çekişmelerden, hala neden var olduğu açıklanamayan YÖK’ün ara ara varlığını hissettirmek için aldığı dayatmacı kararlardan, TÜBİTAK gibi bir kurumun düştüğü durumdan ve hatta özellikle son yıllarda ayyuka çıkan intihallerden bahsetmiyorum bile.

Her şeyin ötesinde ve geri döndüremeyeceğimiz konular var… Mesela?

Bilim olmayana bilim demek… ve dahası insanları sahte bilimle eğitmek.

Türkiye’de özellikle Anadolu’daki üniversitelerde Fen Fakultelerinin kapatıldığı bir dönemden geçiyoruz. Evet, gerçek… Bu alanları tercih eden öğrencilerin sayısı artırılmak için uğraşılacağına, teşvik edileceğine biz fakülte kapatmayı tercih ediyoruz.

Dahası ne yapıyoruz biliyor musunuz?

Yine özellikle bu yıldan itibaren, tüm dünyanın sahte bilim olarak kabul ettiği Astroloji vb. alanlarda yüksek lisans tezleri hazırlanmasına izin veriyoruz.

Bazı üniversitelerimiz Astroloji alanında sertifika kursları düzenleyecek kadar ileri gidebiliyor.

Homeopati gibi sahte tıp alanlarında Ege Üniversitesi’nin Kasım ayında yapmayı planladığı gibi kongreler düzenliyor, alternatif bile sayılamayacak olan sahte tıp çalışmalarına ödenek ayırıyoruz.

Bu arada merak edenler için Homeopati ne mi? Bir hastalığı, o hastalığın sebebi olan şeyi az miktarlarda vücuda vererek tedavi etme yöntemi… tam bir delilik…Ve Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden biri tutup bu alanda bir kongre için bütçe ayırıyor.

Bu örneklerin sayısı azımsanmayacak ölçüde ve varlıkları gittikçe normalleşiyor.

Bakın işin özeti şu;

Türkiye’de pozitif bilim öğreten fakülteler bin bir bahaneyle kapanırken, sahte bilim yavaş yavaş akademinin damarlarına girmeye ve kabul görmeye başlıyor.

Devletin bir eğitim politikası olmadığını düşünenler bence bir daha düşünsün derim. Daha iki yıl önce bir bakan kendi ağzıyla “Türkiye icat yapılacak ülke değil, biz kalem efendisi yetiştirmek istemiyoruz” demedi mi?

Biz dedi… entellektüel bir nesil istemiyoruz dedi… zaten de bu topraklardan çıkmaz dedi… Kendi adına konuşmadı… “Biz” dedi…

Bir ülkede üniversite öncesi eğitim darmadağınken ve şimdiden bir kaç kuşak bu şekilde yetişmişken… dahası üniversitelerimiz yavaş yavaş sahte bilime teslim olmaya başlamışken…

Bundan daha tehlikeli ne olabilir?

Bugün konuştuğumuz her şey gelir her şey geçer ama bu eğitim politikaları ile yetişen nesiller bir daha geri gelmez… Dahası her nesil kendi cahilliğini örtmek veya meşrulaştırmak için daha radikal aksiyonlar almaktan da çekinmez.

Yine sorayım… Bundan daha tehlikeli ne olabilir?

Reklamlar

Tehlikenin Farkında Mısın?” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s