Gençlere kısa bir üniversite sınavı tavsiyesi

Üniversite sınavına gireli 19 yıl olmuş!.. O zamanlar ÖSS ve ÖYS isminde iki sınav şeklinde yapılan sistem defalarca değişikliğe uğrayıp yine eski formatına bu sefer YGS ve LYS şeklinde dönmüş görünüyor.

Şimdiki LYS’ye karşılık gelen ÖYS’ye girdiğim zamanı hatırlıyorum… Sınavın başlamasından yarım saat sonra dışarıdan, meğerse o zamanlar öğrencilerin dikkatini dağıtsın diye “şaka amaçlı” kasten okul kenarlarına bırakılan teyplerden gelen bangır bangır bir müzik sesi… Biri o teybi bulup susturana kadar dağılan konsantrasyon; tam rahatladık derken sınavın ortasında kimlik kontrolü yapan gözetmen… Sınıftan sinirinden ağlayarak çıkanlar bile hatırlıyorum o gün…

Şu an okuyan ve 12 Mart Pazar günü sınava girecek gençlere bu tip bir şeyin düşüncesi bile alacakaranlık kuşağı gibi geliyordur eminim…

Neredeyse 20 yıl sonra gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum ki üniversite sınavının ve bu dönemde yaşadıklarınızın, özellikle de Türkiye’de, hayatınızın geri kalanında yapacaklarınıza yönelik olarak belirleyici rolü o kadar az ki!.. Biliyorum, yıllardır hazırlandığınız ve hep size hayatınızın geri kalanını belirleyen tek şeymiş gibi yutturulan bu sınavın aslında hiçbir şey olduğunu söylüyorum… Hem de gönül rahatlığıyla…

Önce size istatistikleri vereyim; Türkiye’de bir insanın üniversite sınavında istediği bir bölüme girip, bölümü bitirip, mezun olduğu alanla ilgili bir iş bulma olasılığı on binde 7-15 bandında… Olasılıklar bu derece küçük!..
İnanmıyorsan, ebeveynlerine, yakın akrabalarına bakmanın yeterli olacağını neredeyse garanti edebilirim.

Tüm bu söylediklerimi de yanlış anlama sakın… Üniversiteye girip ne yapacaksın?! gibi bir şey demiyorum kesinlikle! Amacın tabii ki üniversiteye girmek olsun ama sana öğretilen ve kafanda kurduklarından tamamen farklı bir hedefle üniversiteye girmeye çalış:

Kendini ve gerçek yeteneklerini keşfetmek için!

Lisenin sonuna kadar, ağzından çıkan her şeyde, herhangi bir soruya verdiğin her cevapta öncelik verdiğin ilk konu “yanlış bir şey söylememek” oldu… Çünkü yanlışın sürekli olarak cezalandırıldığı bir eğitim sistemindesin.

İşte hayatında ilk defa üniversitede bunun değiştiği bir ortam yaşayacaksın… Bazılarında az bazılarında da radikal ölçüde değişecek bu ortam seni şaşırtacak. Bu ortamdan mümkün olduğunca istifade etmek, üniversiteye girmenin temel amacı olsun!

Şunu sakın unutma; üniversitede geçireceğin 4 yıl ( yada daha fazlası ) hayatında bir çok şeyi deneyebileceğin, bunun için de tonla zamanın olacağı ve cezalandırılmayacağın belki de tek zamanın olacak. Öncesinde girmek için ergenlik yıllarını verdiğin, sonrasında da iş hayatına atılıp kendini uzun süreli bir hengamenin içinde bulacağın, ara bir 4 yıllık periyottan bahsediyorum… Daha değerli ne olabilir?

Derim ki Pazar günü sınava girerken aklını ferah tut, sonucun ne olacağına kesinlikle odaklanma… Sadece her konudaki ilk prensibi uygula; elinden gelenin en iyisini yap ve ilerle.

Çok değil bundan sadece üç ay sonra hayatında çok farklı bir döneme gireceğinin bilincinde ol… ve biliyorum söylemesi kolay ama sınav günü gönlünü ferah tut. Neden biliyor musun? Olabilecek en kötü şeyin bile uzun vadede hayatının geri kalanındaki başarına etkisi çok çok az olacak. Kesin bilgi…

Başarılar arkadaşım!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s