Girişimciye Notlar (5)

Girişimciliğin hiç değinilmeyen bir de psikolojik tarafı var…

Gençlere, olayın finansal boyutunu saklayarak anlatmak, cesaretlendirmek ne kadar yanlışsa bu kısmı saklayarak anlatmak da o kadar yanlış.

Tabii bu finansal kısımları anlat(a)madığı gibi psikolojik yönü de anlatmayan kişilerin çok temel bir sebebi var… Hiç deneyimlememiş olmaları.

İleride uzunca bahsedeceğim ancak 2.5 yıl önce Radikal’deki bir yazımda* kısaca bahsetmişim, oradan alıntılayacağım:

“Bu iş biraz da cahil cesareti gerektiriyor, öğreniyorsunuz ki her parametreyi sonuna kadar hesaplayacağım derken zaman hızla akıp geçiyor. Artık kurumsal hayatın güvenli sularında yüzmediğiniz için aslında biraz da poker oyuncusu mantığıyla hem hislerinize hem de yabancıların “educated guess” dediği desteği olan tahminlerinize güvenmekten başka alternatifinizin olmadığını bilmelisiniz. Yani cahil cesareti derken aslında hiç yanlış anlaşılmasın, buna gözü kararlılık da denilebilir. İki önemli unsur var:

Öncelikle Türkiye, iş yapılabilirlik sıralamasında dünya ülkeleri arasında 70 ve 80. sıralar arasında dolaşıp duruyor. Her alandaki vergisel düzenlemeler bunun en başta gelen sebeplerinden ancak daha da önemlisi bir çok yeni teknolojinin hala hem yatırımcısı hem de kullanıcısı mevcut değil… Harika bir fikriniz olabilir, onu da çok şahane şekilde ürünleştirmiş olabilirsiniz ancak eninde sonunda öncelikle yatırımcı algısını sonra da kullanıcı algısını geçmeyi başaramadığınız sürece tüm yaptıklarınız değersiz olacaktır.

Ancak cahil cesareti derken ağırlıklı olarak kastettiğim şey bunların da dışındaydı aslında. Dediğim gibi olayın psikolojik yönü en es geçilen taraflarından…

Genç girişimcilere ya da yeni girişimciler öncelikle anlamalılar ki, her ne konuda tutkuluysalar ve girişim yapmayı düşünüyorlarsa yol boyunca çoğunlukla yalnız olacaklar. Yani kendileriyle benzer tutkuları paylaşan insan sayısı bir elin parmakların sayısını geçmeyecek, buna en yakın çevreler; aile, eş, sevgililer de dahil… Hatta çoğunlukla sizi anlayan ve inanan insan sayısı da pek olmayacak diyebilirim. Yol boyunca bir çok fire vermeye hazırlıklı olun derim o yüzden. Genç yaşta anlaması biraz zor olabilir ancak, hayat gerçekten de bir tren yolculuğu gibi ve bazı insanlarla kısa bazı insanlarla uzun seyahat ediyorsunuz… ve bir gün o trenden siz de ineceksiniz. O yüzden hem bu yolculukta sizinle yan yana oturmuş hem de sizin belki de farklı kompartımanlarda eşlik ettiklerinizle ilişkilerinizi her zaman iyi tutmaya çalışın ve bunu çıkar gözeterek değil içten gelen bir şekilde yapın derim. Samimiyet belki kısa vadede değil ama uzun vadede size çok şey kazandıracaktır.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s