ABD Enerji İhtiyacının Üçte İkisini Buharla Çözen Türk

Bir kaç yıldır beni oldukça rahatsız eden bir konu var… Medyanın gerçek bilim haberlerine vermek bir yana dursun, yurt içinde ve dışında çok önemli gelişmelere imza atan ve gündem olan bilim insanlarımızı da es geçmesi… Bu çok dramatik bir hale geldi artık. Sıradan bir popüler bilim takipçisinin (New Scientist, Scientific American, Nature vb. dergilerin takipçileri diyelim) dahi hemen fark edebileceği ve Türk bilim insanlarının imza attığı gelişmeler Türkiye’de hiç haber olmuyor… Bunun bir örneğini daha yeni 3-4 ay önce yaşadık:

https://cangurses.wordpress.com/2017/06/27/100-yillik-bir-fizik-problemi-ve-dunyadan-habersizligimiz-uzerine/

…..

Bu son gelişme hakkında ise bir iki haftadır özellikle dikkat edip bekledim… Ülke gündemi hareketli vs. acaba yer bulur mu vs. diye… Zannediyorum bir tane ajans ya geçti ya geçmedi… Ve ana akım ya da alternatif medyanın hiç bir köşesinde haber olmadı…

Üstelik bu gelişme o kadar ihtiyacımız olan bir konuda ki!..

Doç. Dr. Özgür Şahin’in ABD’de Columbia Üniv.’deki ekibiyle birlikte geliştirdiği yeni enerji üretimi metodu aslında bir iki yıldır gündemde… Anlaşılan o ki makalelerin yeni kabul edilmesiyle yeniden gündeme oturmuşlar:

https://www.technologyreview.com/s/608949/evaporation-engines-could-produce-more-power-than-coal-with-a-huge-caveat/

https://www.newscientist.com/article/2148623-energy-from-evaporating-water-could-rival-wind-and-solar/

Özetle; mühendislik, biyoloji ve biraz da fiziği birleştiren çok inovatif bir çalışma…

Buharlaşmadan enerji etme!.. Özellikle barajlarda, göletlerde vs. her saniye yüksek miktarda buharlaşma mevcut… Dr. Şahin ve ekibi bir şeyin daha farkına varıyor; bakteriyel sporlar, nemli havada nemi alıp genişliyor, nem azalınca da eski haline dönüyor… Yani aynı bir kas hareketi gibi, ortamdaki nem miktarı bakteriyel sporların genişleyip büzülmesine sebep oluyor.

Sporların bu özelliğini, buharlaşan su ortamlarında kullanarak, adeta bakterilerden yapılmış bir su buharı motoru yapmışlar!.. Adeta biyolojik bir motor… Hesaplarına göre ABD’deki enerji ihtiyacının 2/3’ünü karşılayabilecek bir inovasyon bu!..

……

Enerji ihtiyacının artık bu kadar gözle görülür olduğu, saatleri bile bu duruma göre adapte etmek zorunda kaldığımız bir ortamda Türkiye’deki bir üniversiten mezun olup ABD’de çalışırken böyle bir ürün geliştirmiş bir bilim insanımız var… Herkes onu konuşuyor ve bizim haberimiz yok ya da görmezlikten geliyoruz.

Bu artık cahillikte kaçıncı seviye bilemeyeceğim ama bizi bir şey bitirecekse bu kafamızı kuma gömüşümüz bitirecek…

Reklamlar

Girişimciye Notlar (5)

Girişimciliğin hiç değinilmeyen bir de psikolojik tarafı var…

Gençlere, olayın finansal boyutunu saklayarak anlatmak, cesaretlendirmek ne kadar yanlışsa bu kısmı saklayarak anlatmak da o kadar yanlış.

Tabii bu finansal kısımları anlat(a)madığı gibi psikolojik yönü de anlatmayan kişilerin çok temel bir sebebi var… Hiç deneyimlememiş olmaları.

İleride uzunca bahsedeceğim ancak 2.5 yıl önce Radikal’deki bir yazımda* kısaca bahsetmişim, oradan alıntılayacağım:

“Bu iş biraz da cahil cesareti gerektiriyor, öğreniyorsunuz ki her parametreyi sonuna kadar hesaplayacağım derken zaman hızla akıp geçiyor. Artık kurumsal hayatın güvenli sularında yüzmediğiniz için aslında biraz da poker oyuncusu mantığıyla hem hislerinize hem de yabancıların “educated guess” dediği desteği olan tahminlerinize güvenmekten başka alternatifinizin olmadığını bilmelisiniz. Yani cahil cesareti derken aslında hiç yanlış anlaşılmasın, buna gözü kararlılık da denilebilir. İki önemli unsur var:

Öncelikle Türkiye, iş yapılabilirlik sıralamasında dünya ülkeleri arasında 70 ve 80. sıralar arasında dolaşıp duruyor. Her alandaki vergisel düzenlemeler bunun en başta gelen sebeplerinden ancak daha da önemlisi bir çok yeni teknolojinin hala hem yatırımcısı hem de kullanıcısı mevcut değil… Harika bir fikriniz olabilir, onu da çok şahane şekilde ürünleştirmiş olabilirsiniz ancak eninde sonunda öncelikle yatırımcı algısını sonra da kullanıcı algısını geçmeyi başaramadığınız sürece tüm yaptıklarınız değersiz olacaktır.

Ancak cahil cesareti derken ağırlıklı olarak kastettiğim şey bunların da dışındaydı aslında. Dediğim gibi olayın psikolojik yönü en es geçilen taraflarından…

Genç girişimcilere ya da yeni girişimciler öncelikle anlamalılar ki, her ne konuda tutkuluysalar ve girişim yapmayı düşünüyorlarsa yol boyunca çoğunlukla yalnız olacaklar. Yani kendileriyle benzer tutkuları paylaşan insan sayısı bir elin parmakların sayısını geçmeyecek, buna en yakın çevreler; aile, eş, sevgililer de dahil… Hatta çoğunlukla sizi anlayan ve inanan insan sayısı da pek olmayacak diyebilirim. Yol boyunca bir çok fire vermeye hazırlıklı olun derim o yüzden. Genç yaşta anlaması biraz zor olabilir ancak, hayat gerçekten de bir tren yolculuğu gibi ve bazı insanlarla kısa bazı insanlarla uzun seyahat ediyorsunuz… ve bir gün o trenden siz de ineceksiniz. O yüzden hem bu yolculukta sizinle yan yana oturmuş hem de sizin belki de farklı kompartımanlarda eşlik ettiklerinizle ilişkilerinizi her zaman iyi tutmaya çalışın ve bunu çıkar gözeterek değil içten gelen bir şekilde yapın derim. Samimiyet belki kısa vadede değil ama uzun vadede size çok şey kazandıracaktır.”

Girişimciye Notlar (4)

Yazılarda artık biraz da girişimcilik camiasından bahsetmek istiyorum. Ağırlıklı olarak Türkiye’deki yatırım-girişim camiası ve sorunsalları üzerine olacak yazdıklarım…

Bu yazıları birazda hazırlamakta olduğum kitap için laboratuvar olarak kullanacağım açıkçası.

Öncelikle yazının başlığında 4 rakamı var çünkü bahsetmek istediğim ilk 3 konudan biraz yüzeysel de olsa Twitter’da bahsettim. Türkiye’de girişimcilik konferanslarında konuşan insan profili ve TR tabanlı girişimlerden ‘unicorn’ çıkmaması sorunsalını anlattığım ilk ikisi burada:

Okumaya devam et