Matematik ve Bilim Topluma Nasıl Yayılır?! / Semt Atölyeleri

Sosyal medyadan takip edenlerinde bildiği gibi bu yıl başında, önce deneysel bir çalışma olarak başlayan ve sonra yavaş yavaş büyüyen ‘Çocuklar için Matematik Atölyeleri’ oluşumunu başlattım.

Çok net bir kaç amacım vardı:

  • Toplumdaki genç bireylerde bilim ve matematik algısını olumlu yönde etkilemek
  • Bunu gerçekleştirirken finansal işleyişini de stabil hale getirip dört bir tarafa yayılabilir bir model geliştirmek

Hem atölyelerin başlangıcı ile küçük çocuklar ve aileleriyle kurduğumuz yoğun iletişim hem de artık bu iletişim sayesinde değişen perspektifimle günlük hayatta eğitimle ilgili olduğunu düşündüğüm gelişmelere bakışım radikal şekilde değişmeye başladı.

Öncelikle Şubat 22’de ilk öğrencilerini almaya başlayan atölyeler yaklaşık 3 ay sonra bir Yaz Okulu düzenleyecek noktaya geldi. Bu konu beni o kadar mutlu ediyor ve heyecanlandırıyor ki anlatmak zor… Yazın hem Avrupa Yakasında hem de (bir aksilik olmazsa) Anadolu Yakasında düzenleyeceğimiz Bilim ve Sanat Yaz Okulları benim için büyük bir sorumluluk ve gurur…

Şimdiye kadar bir şekilde uzun zamanlar harcadığım bir çok konu bu atölyeler ve yaz okulları bağlamında bir araya gelip birbirine bağlı tesadüflerle ‘anlamlı bir bütünlüğe’ kavuştu.

  • Odtü Fizik/Matematik ve sonrasında UPenn, Princeton ve UC Davis’te geçirilen akademik zaman.
  • Halen devam eden eLearning (e-öğrenme) alanındaki girişimlerim
  • Cumhuriyet Bilim Teknik/Radikal/Herkese Bilim Teknoloji’deki yazarlık deneyimi

Tüm bunlar çocuklarla çalışmanın keyfi ile birleşince ortaya beklemediğim bir hızla gelişen bir oluşum çıktı. İnsanların yaptıkları işlerde yetenek, tutku, keyif ve anlamlı bir hedefi birleştirmesine Japonlar Ikigai diyorlar… Yani benim için tam olarak Japonca anlamı olan ‘yaşam sebebi’ mi bilmiyorum ama giriştiğim en anlamlı iş olabilir.

Atölye ve Yaz Okullarının şu anki durumuna gelecek olursak;

  • Gelecek yıl Harbiye’de devam eden atölyelerin üzerine Avrupa Yakasında bir tane ve Anadolu Yakasında bir tane olmak üzere iki yeni yerde daha yapma planımız var.
  • Bu hedef doğrultusunda Eylül ayında eğitmen eğitimine başlıyoruz
  • Yeni eğitim yılıyla beraber Harbiye’deki yerimizde Fen Atölyeleri de yapma planımız var.
  • Bu hafta yaptığım iki özel okul görüşmesi ve onlardan gelen talepler ortaya koydu ki gelecek eğitim yılına yönelik olarak bu atölyelerden bir ‘okul modülü’ çıkaracağız.
  • Bu söyleyeceğimi gelecek yıl gerçekleştirebilir miyiz emin değilim ancak; Ankara ve İzmir’den gelen talepler de önemli seviyeye ulaşmış durumda.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi hedef biraz daha netleşmeye başladı;

Temel amacı matematik ve temel bilimleri atölyeleri yavaş yavaş farklı semtlere yaymak.

Semt Atölyeleri… Bu ismi hatırlayınız.

Diğer taraftan bir yan not olarak; ben atölyeler esnasında çocuklarla vakit geçirirken bekleyen ebeveynlerin kendi aralarında yavaş yavaş bir komünite oluşturduğunu görmekten gurur duyuyorum. İşin bu kısmı üzerinde de yazacağım.

Oluşturduğum yapı, bu komünite olmadan bir hiç!.. Gerçekten böyle. İstanbul’un en uzak semtlerinden hatta bazıları Yalova’dan bile hafta sonu kalkıp gelen bu ebeveynler ve çocukları… Hayatım boyunca unutmayacağım insanlar…

Bu yazıyı okuyan herkesi bu yaz bu komünitenin bir parçası olmaya davet ediyorum. Aramıza katılın, sadece ziyaret edin, atölyelere gelin… Tabii ki çocuklarınızı da getirin :)!

Herkesi bu ailenin bir parçası olmaya davet ediyorum.

Tıklayınız:

BİLİM ve SANAT YAZ OKULU ÖN KAYIT FORMU

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Çocuklar için Matematik Atölyelerinden SEMT ATÖLYELERİNE…

Son 5 yıldır Türkiye’nin gündemi hiçbir zaman olmadığı kadar siyasete gömülmüş durumda… Sebebi bariz; her yıl yapılan bir çeşit seçim; yerel/genel/referandum vs. Hem öncesinde hem sonrasında bitmeyen, dünyanın ve hatta ülkenin gerçeklerinden uzun süre kopup başımızı kaldıramadığımız aylar ve yıllar… 

Kafamızı kaldırıp Türkiye’nin asıl sorunları nelerdir diye baktığımızda Eğitimin açık ara en büyük problem haline geldiğini görüyoruz. İlköğretimden Yüksek Öğretime kadar çok ciddi ve artan sorunlar var… Ancak özellikle son zamanlarda küçük yaş grubuyla olan deneyimim nedeniyle artık eminim ki küçük yaş grubunun eğitimi en önemlisi…

Çocuklar için Oyunlarla Matematik Atölyesini başlattığımdan beri aklımda olan ve zamanla gelişen bir planı gelecek eğitim yılından itibaren yavaş ve emin adımlarla devreye sokmak için bazı adımlar atmaya başladım. Yakında bunlar konusunda [umarım olumlu :)] gelişmeler oldukça haberdar edeceğim. Ve tabii ki aşağıda genel özetini verdiğim planın toplum tabanına yayılması için istisnasız herkesin desteğine ihtiyaç var. 

  • Takip edenlerin bildiği gibi bu oluşum Çocuklar için Oyunlarla Matematik Atölyeleri adını verdiğimiz ve 3-8. sınıf öğrencilerine hitap eden; okul müfredatından bağımsız olarak Matematiği ele alan ve temel hedefi; ‘küçük yaştaki bireylere matematiğin hayatla bağlamını verip, olumlu bir algısı olmasını sağlamak/sevdirmek’

ATÖLYELERE ÖN KAYIT İÇİN TIKLAYINIZ

  • İlerleyen aşamada görülen ilgi sonucu Atölyenin 2. dönem öğrencilerini de almasıyla beraber sadece Matematikte değil Fen, Satranç, Felsefe, Müzik, Resim, Kodlama vb. 10 atölyenin olduğu bir Yaz Okulu başlatıldı:

YAZ OKULUNA ÖN KAYIT İÇİN TIKLAYINIZ

  • Bundan sonraki aşamada hedef önce İstanbul’un çeşitli semtlerine ‘Semt Atölyeleri’ şeklinde yayılacak bir mantıkla bu oluşumu ölçekleyebilmek. Bu atölyelerin aklımdaki mottosu ‘Şehirdeki Köy Enstitüleri!’… Çünkü benim gördüğüm işlevleri aynen böyle. Biliyorum ki düzenlediğim atölyeler ücretli. Ancak iş modeli olarak her atölye kendi geliri ile imkanı olmayan çocuklara eğitim veren bir STK/Kurumu destekliyor ve aslında imkanı olan ailelerin çocuklarına aldırdıkları eğitim vasıtasıyla imkanı olmayan ailelerin çocukları da aynı eğitime kavuşabiliyor… Bu iş modelini ne kadar önemsediğimi üzerine kitap yazsam anlatamam.

Şimdiye dek tüm yaptıklarımız hakkında detaylı bilgi isteyenler için aşağıda bir özet yaptım. Bu yazıyı okuyan herkesten paylaşmasını/çevresine anlatmasını önemle rica ederim :)!.. Sizlerin desteği/katkısı ve yapıcı fikirleri, bu oluşumun tabana yayılmasının en kritik parametresi.

DETAY BİLGİLER

1) Çocuklar için Oyunlarla Matematik Atölyesi Hakkında

  • Her hafta yapılanlar hakkında bilgiler/özetler/görseller için tıklayınız 

1.Hafta, 2.Hafta, 3. ve 4. Hafta, 5.Hafta, 6. ve 7. Hafta

2) Bilim ve Sanat Yaz Okulu Hakkında

 

 

Diğer Tüm Merak Ettikleriniz İçin:

Email: can.gurses@sinavuzmani.net

GSM: 05325080982

 

 

 

BİLİM ve SANAT YAZ OKULU İLANI

Bu yazının amacı;

Yeni ilan ettiğimiz Bilim ve Sanat Yaz Okulu ile ilgili olarak ÇimenEv’in sayfasında bulunan özet bilgilerin üzerine biraz daha detay bilgiler vermektir. [Bu sayfa düzenli olarak güncellenecektir]

Öncelikle kayıt yaptırmak isteyenler aşağıdaki bağlantıya tıklayarak kayıt formuna ulaşabilir:

Kayıt Formu

Sorularınız ve detaylı bilgiler için Can Gürses ile iletişime geçiniz

Email: can.gurses@sinavuzmani.net
GSM: 0532 5080982

Programın Adresi:

İstanbul Harbiye’de ÇimenEv:
İnönü Mahallesi, Çimen Sokak No: 54

 

Programın Hedefi;

  • Çocukların, matematiğin, bilimin önemini, anlamını ve faydalarını en erken aşamada anlamalarını sağlamak
  • Bu amaç doğrultusunda, bilimin en temel kavramlarını en kolay algılayabilecekleri şekilde; atölyeler ve etkinliklerle sunmak. Sanat atölyelerinde kendilerini özgürce ifade edebilme becerilerini geliştirmek.
  • Her oturumda, deneyimleyerek tanıştıkları bilimsel/teknik kavramlar üzerinde kendi fikirlerinin oluşmasını sağlamak.
  • Bilimin zor olduğu, günlük hayatta işe yaramadığı vb. yanlış algılar henüz daha oluşmaya başlamadan, çocukları bilimin gerçek, eğlenceli ve günlük hayatla bağlantılı yüzünü tanıtmak.
  • En nihayetinde; çocuk yaştaki bireyde bilimsel ve matematiksel düşünceye dair ilk adımların atılmasını sağlamak.
  • Sanat atölyeleri bağlamında; çocukların özgür düşünebilme ve kendilerini ifade becerilerini geliştirmeye dair bilimle beraber en önemli araç olan sanat atölyeleri, bizim için kaçınılmazdı. Bu yüzden zamansal olarak teknik derslerle eşit ağırlıkta bir sanat atölyesi programı yaratmaya özen gösterdik.

 

YAZ OKULU ÜCRET BİLGİSİ

Bir  Yaz Okulu döneminin Katılım Ücreti: 2000 TL + KDV olacaktır.

Ödeme Bilgileri: IBAN TR57 0006 2000 7230 0006 2978 79

HESAP İSMİ: SINAV UZMANI ARAŞTIRMA GELİŞTİRME SİSTEMLERİ BİLİŞİM HİZMETLERİ 


 

  • Atölyeler ve STEM Eğitimine bakışımız hakkında daha detaylı bilgi almak için:

https://cangurses.wordpress.com/2018/01/13/erken-yasta-matematik-egitiminin-onemi-uzerine-notlar-ve-bir-proje/ 

  • Yakın geçmişte Stanford Üniversitesi’nde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre; “Matematiğe karşı olumlu bir tutum sahibi olmanın, başarıya ulaşmak için zeka kadar önemli olduğu sonucuna varılması” üzerine:

https://cangurses.wordpress.com/2018/01/27/olumlu-tutum-ve-cocuklarin-matematik-basarisi-uzerine/


 

Mevcut Atölyelerden haftalık özetlerini okumak ve atölyeden görsel ve videoları izlemek için: 1. Hafta2. Hafta3. ve 4. Hafta ve 5. Hafta 

Etkinliklerden bazı fotoğraf ve videolar:

2017’nin ‘Gerçek Bilim’ Gündemi ve 2018 Dilekleri…

Normalde pek ‘yılın özeti’ şeklinde yazılar yazmıyorum ama bu yıl şöyle bir geriye dönüp bakmak istedim açıkçası…  O kadar fazla şey yaşandı ki Türkiye’de ve dünyada artık eminim ki sırf neler olduğunu hatırlayabilmemiz için böyle yıllık özetlere değil haftalık olanlarına ihtiyacımız var.

Yine eminim ki 2018 bilgi yoğunluğu ve kirliliği açısından bundan da daha beter bir yıl olacak… Çok yorulacağız. Bu yılın sonlarında kendimde ve çevremde bunu çok net hissettim. İnsanlar artık gerçek haberden, bilgiden kaçıyor… Bunalıyor. Çünkü gerçek yorucu, düşündürücü, sorumluluk verici… İnsanlar nasıl ezilmesinler bu yük altında.

İşte bu yüzden bilimsel konulara belli bir mistisizm ile yaklaşanlar bu aralar tekrar hortladı ve anlaşılan kapılar onlara sonuna dek açık… Nefes terapileri, beynin sırları, ufolar, hadislerde kuantum, ayetlerde altın oran gibi temalar göreceksiniz 2018’de daha da yükselecek… Şimdiden emareleri görülmeye başlandı bile. Bu konu hakkında ayrıca daha detaylı bir yazı yazacağım.

Ancak sonuç olarak; hepsinin temelinde yoğun ve bitmeyen bilgi akışı; bu akışın içindeki kirlilik ve insanların bu kirlilikten tükenmişliği var… Böyle zamanlarda bireyin önüne gerçeğin kendisini koysan da istemez; mevzu spiritüel, mistik, ilahi olgulara dayandığında sorumluluk hissi de kaybolduğundan hep gerisinde mistisizm olan alternatifini arar çünkü bu ona daha ‘iyi hissettirir’…

………..

Evet sadede gelecek olursak gelin benim merceğimden kronolojik sıra takip etmeden 2017’deki önemli bilim olaylarını hatırlayalım:

  • Önce olumsuz haberlerden başlayalım; dünyanın en yetenekli ve ikiside Field Madalyalı matematikçisi Meryem Mirzakhani ve Vladimir Voevodsky vefat etti… Matematik ve genel olarak bilim camiası için çok erken ve büyük kayıplar. Mirzakhani çok daha büyük gündem oldu ancak Voevodsky’nin ölümü ABD’de benzer bir şok etkisi yarattı…

  • İkinci mevzu; aslında bu yıl olmasını beklediğim ancak halen ilan edilmeyen bir gelişme… Bir kara deliğin ilk kez resminin çekilmesi için yapılan ve bizden de Prof. Dr. Feryal Özel’in de tam merkezinde olduğu dünya çapındaki çalışma bu yılın sonuna yetişmeyecek gibi görünüyor:

  • Gelelim ‘gerçekleşenlere’ ;

i) Kütle Çekim Dalgalarının Nobel Fizik Ödülünü alması…

ii) Yapay Zeka konusunda Google DeepMind’ın ürünü AlphaGo’nun hem Go hem Satrançta elde ettiği inanılmaz başarılar.

iii) Elon Musk ve Jeff Bezos’un şirketleri SpaceX ve BlueOrigin’in uzay araçlarının başarıyla ve çok kez uzay görevine gidip geri dönebilmesi.

iv) CRISPR ile şimdiden başlanan bazı gen mühendisliği uygulamaları.

v) İlk defa bir nötron yıldızlarından yayılan kütle çekim dalgalarının gözlenmesi:

  • Robot teknolojisinin açıkça büyük gelişmeler kaydetmesi; daha dün yürümekte zorlanan robotların ters taklalar atacak noktada oluşu.
  • Total Güneş tutulmasını unutmayalım tabii
  • Benim ilgi alanım dışında ancak bu yıl dikkatimi çeken bir diğer konuda ilk insan dahil bir çok farklı türe dahil inanılmaz eski fosillerin bulunmuş olması…
  • Kuantum bilgisayarlarında yaşanan önemli gelişmeler (bu konuda 2020’ye kadar çok daha önemli şeyler yaşanacak)
  • Dünya benzeri gezegenlerle ilgili yeni adayların sayısındaki patlama

………..

Yazının başında da bahsettiğim Türkiye gerçeği ile dünyadaki gidişatın ne kadar örtüştüğünü düşünün;

Bu gelişmelerin hangi birinde teşebbüsümüz var; hangilerinde partneriz; hangileri buradaki üniversitelerde çalışılan konular…

…………

2018 için bilim meraklılarından dileğim;

Yanlış gördüğünüz yerde, bilim dışı işler gördüğünüz yerde artık susmayın… Bu ister gerçek yaşamda, ister medya ve sosyal medyada olsun… Bilimselliği hiçe sayan ne görürseniz sesinizi yükseltiniz. Bunu agresif görünme, suya sabuna dokunma endişesini bir kenara bırakıp yapınız… Bakın, üniversitelere akademisyen alma ve seçme prosedürü için yapılan ALES’in yıllardır, neredeyse nesillerdir şaibeli olduğu yeni ortaya çıktı. Nesiller boyu haksız gelen akademik kadrolar, nesiller boyu yetersiz bilim… Dolayısıyla mevcut yapıda, akademinin zaten kendine hayrı yokken bilinçli, eğitimli insanlar için eğitim ve bilimle ilgili kaygılar konusunda gördüğünü söylemek bir vatandaşlık görevi artık. Bir doktoralı birey yetiştirmenin en az 10 yıllık bir süreç olduğu düşünüldüğünde, yanlış yollara sapma kotamızın tükendiği çok açık…

Bilim ‘Güzelse doğrudur’ diyor!

Bir insanın, bir resmin, bir bestenin güzel olduğuna nasıl karar veriyoruz?

Bir varlığın güzelliğine karar verebilmemiz için illa estetikten, resimden, müzikten profesyonel olarak anlamamız şart mı?
Güzellik bakanın gözlerinde midir yoksa evrensel güzellik diye bir şey var mıdır?

Bilmiyorum!..

Güzelliğin harmoniyle, simetriyle doğrudan ilişkili olduğu bir gerçek. Altın oran kuralına uyan sanat eserlerini, yüz hatlarında bu orana sahip kişileri, belirli bir harmonik bütünlüğe sahip eserleri genel olarak daha estetik buluyoruz.

Ancak bu güzellik işinin tam anlamıyla bir matematiği var mıdır açıkçası onu da bilmiyorum…

Yalnız şu bir gerçek ki hepimizde, güzelliği görünce tanıma yetisi var!.. Daha da ötesi, sanatın hangi dalı olduğundan bağımsız olarak, güzel bir eser gördüğümüzü düşündüğümüzde beynimizin hep aynı bölgesi uyarılıyor.

İster muhteşem bir parça dinliyor, ister harikulade bir resme bakıyor olalım; güzel olduklarını düşünüyorsak beynimizin mOFC adı verilen bölümünde ışıklar yanıveriyor.

Bu saydıklarının hepsi sonuçta sanatın bir dalı diyebilirsiniz.

Estetik bulduğumuz, güzel olduğunu düşündüğümüz bir sanat eserinin, beynimizin hep aynı bölgesini uyarmasından daha doğal ne olabilir!..
Ancak Sevgililer Günü’nden bir gün önce yayımlanan bir çalışma, işin aslının bunun çok ötesinde olduğunu gösteriyor.

Güzelliğin matematiği mi matematiğin güzelliği mi?

Aslında güzelliğin sanatla özdeşleştirilmesi hep yaptığımız bir şeydir.

Messi’nin şiir gibi top oynadığını; Federer’in her puanının bir başyapıt olduğunu söylerken kastettiğimiz şey tam olarak oyunlarındaki sanatsallığın getirdiği güzelliktir.
Ancak ünlü nörobiyolog Semir Zeki ve efsane matematikçi Michael Atiyah’ın öncülüğünde yapılan bir çalışma, güzellik kavramının sadece sanata ait olmadığını gösteriyor.

Semir Zeki oldukça ünlü bir nörobiyolog; şimdiye dek duyguların beyindeki algısı üzerine bir çok çalışma yapmış ve bu alanın öncülerinden. Özellikle de aşkın bilimi konusunda yaptığı çalışmalarda; aşkın bir hastalık olduğu; kadınların psikolojik olarak erkeklerden çok daha güçlü olup bitmiş bir aşkı daha çabuk unuttukları; en kuvvetli aşkın bile 3 yıl sonra azalmaya başlayacağı gibi konuları bilimsel olarak ortaya çıkarması ile dünya çapında bir ün kazanmış biri.

Öncülüğünü yaptığı son çalışmada da güzellik konusunu ele alıyor ve 15 matematikçiye, matematiksel olarak güzel, sıradan ve çirkin olarak sınıflamaları için 60 tane denklem gösteriliyor.

Daha sonra bu matematikçilerin güzel olarak nitelendirdikleri denklemlerin imajları kendilerine tekrar gösterildiği esnada fMRI tekniği kullanılarak beyin aktiviteleri canlı olarak izleniyor.

Anlaşılıyor ki, matematikçiler güzel denklemleri gördüklerinde beyinlerinin uyarılan kısmıyla güzel bir sanat eseri gördüklerinde uyarılan bölümü aynı!

Bir yanda duygularla yaratılan sanat eserleri diğer yanda entellektüel birikimin sonucu olarak ortaya çıkan matematiksel denklemler.

Bir yanda çoğu kez tek bakışta veya duyuşta güzelliğini anlayacağımız sanat eserleri bir yanda güzelliğini anlamak için ciddi derecede eğitim almamız gereken matematiksel denklemler.

Tabii diyeceksiniz ki matematik bu, neresi güzel olabilir?!

Bir iki matematik denklemini güzel veya çirkin bulmaları tamamen o matematikçilerin sorunudur da diyebilirsiniz.

Ancak eskiden bu işlere kafa yormuş biri olarak hemen söyleyebilirim ki karmaşık doğa kanunlarının aslında basit ve tek bir denklemle ifade edilebilir olduğunu görmek heyecan vericidir.

Daha da ötesi, karmaşık bir doğa kanunu açıklayabilecek milyon tane matematiksel ifadenin arasında en basitini bulup çıkarmak bir sanattır!.. Çıkan denklem de sanatçının eseridir aslında.

Bilimde en basit ifade, aynı zamanda en doğru yaklaşımı da temsil eder çoğunlukla.

Doğruluğun ölçüsü güzellik mi?!

Sanat her dalıyla; hayata, doğaya bakışımızın dışa vurumu için bir araç, bil dil sonuçta.
İşin aslı, matematik de doğanın kanunlarını açıklayabilmek için kullandığımız bir araç, bir dil.

İşte bu kadar farklı görünen iki kavramın ortak noktası tam olarak bu aslında; doğanın kendisi.

Sanat eseri, belirli bir matematiğe yani güzelliğin matematiğine sahip olduğu zaman estetik; bilimsel eser de estetik bir sanat eserinin sadeliği ve basitliğine sahip olduğunda evrensel bir değer taşıyor!..

Ve beynimiz her ikisindeki güzelliği de aynı şekilde algılıyor.

O zaman çok daha temel bir soru karşımıza çıkıyor;

“Acaba güzellik, doğayı algılayış biçimimizdeki doğruluğun bir ölçüsü olabilir mi?!”
Kuantum Fiziği’nin babalarından Herman Weyl, “Yaptığım her işte doğru olanı güzel olanla birleştirmek isterim. Ancak ikisi arasında bir tercih yapmam gerekirse hep güzel olanı seçerim” demiş.

Kendi yaşamınızdan da biliyorsunuz ki, çoğu kez güzel bulduğunuz, sizi mutlu edecek aksiyonu almak yerine; size o an için doğru gelen şeyi yapıyorsunuz.

Oysa ki içten içe biliyorsunuz ki o an için pratikte doğru olanı yapıp, kurallara uygun hareket etmek genel anlamıyla yaşamını asla güzelleştirmeyecek.

İşte neredeyse bilimsel olarak ispatlamışlar! Artık hayattaki tercihlerinizi güzel olandan yana kullanın ve anlık doğruları bir kenara koyun.

Çünkü güzel olan şey daha evrensel bir doğru içerir!..

Not: Bu yazı Şubat 2014’te Radikal’de  yayınlanmıştır…

http://www.radikal.com.tr/hayat/bilim_guzelse_dogrudur_diyor-1176996

Kendini internet gibi hissetmek!

http://www.radikal.com.tr/hayat/kendini-internet-gibi-hissetmek-1161680/

Herhangi bir yakını Alzheimer ile boğuşan veya bir akrabasını Parkinson yüzünden kaybeden herkes muhtemelen aynı sonuca varmıştır: İnsanları çoğunlukla dış görünüşleriyle hatırlıyoruz ancak birey olarak bizi tanımlayan şey tamamen beynimizin çalışma biçimidir. Ne yazık ki bu tip kayıpları anlamak, gerçekten bir yakınınızın gün bazında yavaş yavaş elinizden kayıp gittiğine şahit olmadan imkânsız…

Son yıllarda dünyada biri Amerika diğeri de Avrupa Birliği ülkeleri ortaklığında ve eş zamanlı gerçekleştirilen milyarlarca dolar bütçeli iki proje yürütülüyor. Amerikalıların projesi ‘The Brain Initiative’, Avrupalıların projesi ‘Human Brain Project’… Her iki projede insan beyninin yapısını, nasıl çalıştığını anlama üzerine kurulmuş durumda. Amaç insan beyninin işleyiş yapısını tamamen çözmek; hafıza, zaman algısı, görsel algı vb. gibi kavramların nasıl oluştuğunu anlamak ve beyinle ilgili Alzheimer’dan şizofreniye kadar tüm hastalıklara kökten çözümler üretebilmek… Okumaya devam et

Yeni Eğitim Programında Fizik Dersi hakkında kısa kısa…

Yeni eğitim programını fırsat buldukça incelemeye başladım.

Önceliği tabii ki alanım olan fizik ve matematik derslerine vereceğim. Ancak programdaki kazanımlar hakkında inceleme yapmaya başlamadan önce hiç yapmadığım bir şey yapıp bu tarz dokümanların vizyon-misyon kısmı denilebilecek bölümlere baktım. Genelde standart cümlelerle geçiştirilir o yüzden de çoğu insan okumaz.

Lafı uzatmayayım… Hızlıca bakarken iki önemli konu dikkatimi çekti. Öncelikle tekrar hatırlatmak isterim “Fizik” dersinden bahsediyoruz: http://mufredat.meb.gov.tr/ProgramDetay.aspx?PID=48

Programın 9. sayfasından direkt bir alıntı. Başlık “Fizik Öğretim Programında Değerler Eğitimi” !

fizikmufredat.png

Okumaya devam et