Kendini internet gibi hissetmek!

http://www.radikal.com.tr/hayat/kendini-internet-gibi-hissetmek-1161680/

Herhangi bir yakını Alzheimer ile boğuşan veya bir akrabasını Parkinson yüzünden kaybeden herkes muhtemelen aynı sonuca varmıştır: İnsanları çoğunlukla dış görünüşleriyle hatırlıyoruz ancak birey olarak bizi tanımlayan şey tamamen beynimizin çalışma biçimidir. Ne yazık ki bu tip kayıpları anlamak, gerçekten bir yakınınızın gün bazında yavaş yavaş elinizden kayıp gittiğine şahit olmadan imkânsız…

Son yıllarda dünyada biri Amerika diğeri de Avrupa Birliği ülkeleri ortaklığında ve eş zamanlı gerçekleştirilen milyarlarca dolar bütçeli iki proje yürütülüyor. Amerikalıların projesi ‘The Brain Initiative’, Avrupalıların projesi ‘Human Brain Project’… Her iki projede insan beyninin yapısını, nasıl çalıştığını anlama üzerine kurulmuş durumda. Amaç insan beyninin işleyiş yapısını tamamen çözmek; hafıza, zaman algısı, görsel algı vb. gibi kavramların nasıl oluştuğunu anlamak ve beyinle ilgili Alzheimer’dan şizofreniye kadar tüm hastalıklara kökten çözümler üretebilmek… Okumaya devam et

Yeni Eğitim Programında Fizik Dersi hakkında kısa kısa…

Yeni eğitim programını fırsat buldukça incelemeye başladım.

Önceliği tabii ki alanım olan fizik ve matematik derslerine vereceğim. Ancak programdaki kazanımlar hakkında inceleme yapmaya başlamadan önce hiç yapmadığım bir şey yapıp bu tarz dokümanların vizyon-misyon kısmı denilebilecek bölümlere baktım. Genelde standart cümlelerle geçiştirilir o yüzden de çoğu insan okumaz.

Lafı uzatmayayım… Hızlıca bakarken iki önemli konu dikkatimi çekti. Öncelikle tekrar hatırlatmak isterim “Fizik” dersinden bahsediyoruz: http://mufredat.meb.gov.tr/ProgramDetay.aspx?PID=48

Programın 9. sayfasından direkt bir alıntı. Başlık “Fizik Öğretim Programında Değerler Eğitimi” !

fizikmufredat.png

Okumaya devam et

Son Entellektüeller

Bugün önemli bir düşünürü, bir entellektüeli… Çetin Altan’ı kaybettik.

altan

Vuslat Erkmen’in Çetin Altan’la ilgili bir anısını yazdığı yazıyı okurken ( http://www.milliyet.com.tr/karanlikta-aradim-cetin-altan-i-pembenar-yazardetay-yasam-2136163/ ) yazıda geçen anekdot bana başka bir şeyi hatırlattı… Okumaya devam et

O GEMİDE BİZ OLMAYACAĞIZ

Hayatımızın başka hangi bölümünde bu zamanlarda olduğu kadar Dünya’nın genelini ilgilendiren konulardan, ortak heyecanlarından kopmuştuk hatırlamıyorum.

Sadece bu son aylarda da değil neredeyse iki buçuk yıldır içinde bulunduğumuz her gün büyük bir olay yaşama rutini toplu bir depresyon havasını iyice hakim kılıyor. İnsanların her gün olan şeylere ister istemez üzülüp günlük yaşama entegre olmakta zorlandığı, iyi yaptığı işlerde bile sıradanlaşıp üretken olamadığı bir dönemin içindeyiz.

Yaşadıklarımız gösteriyor ki bizi, ırk; etnisite; mezhep gibi kavramları kullanarak kutuplaştırmak çok zor değil. Okumaya devam et

HACDA YAŞANAN FACİA KADER DEĞİL

Yapılan bir araştırmaya göre 2009’a dek büyük insan kalabalıklarına dair yaşanan en büyük 10 felaketin 5’i geçtiğimiz günlerde yine bir felakete ev sahipliği yapan Mina bölgesinde gerçekleşmiş…

Bu felaketler olayın doğasında mı var yoksa biz insanlar doğru soruları sormadığımız için mi oluyor gelin beraber düşünelim. Okumaya devam et

Türkiye’nin Bilim Haberleri Kılavuzu

Bir ülkenin bilime bakışını; bilimin o ülkedeki yerini anlamak için kullanılabilecek bir çok parametre olduğu kesin.

Ekonomide ayrılan paya, eğitimdeki yerine ve ayrılan zamana, akademik kurumlardan çıkan yayınların kalitesine vb… Bunların hepsi nesnel, elle tutulabilen veriler ve hepsinin bir ülkenin gelişmişlik endeksinde doğal olarak önemli payları mevcut. Türkiye bu parametrelerin hemen hepsinde, örneğin OECD raporları göz önüne alındığında, son sıralarda.

Ancak rakamların, sıralamaların, tabloların bizim için pek bir önemi olmadığı açık… Öyle ya OECD raporlarına göre matematik okur yazarlığında da sondan ikinciyiz! O halde özellikle bilim gibi bir alanının Türkiye’deki yerini en basit şekilde nasıl mı anlarız?

Sadece medyaya bakmanın; medyanın genelinin “bilim haberi” adı altında verdiği ve tabii ki vermediği haberlerin niteliğini incelemenin yeterli olacağını düşünüyorum…

Ve işi eğlenceli hale getirmek için de çok basit bir iddiam var;

Türkiye’de medyanın yayınladığı her “bilim haberi” ni aşağıdaki 4 kategoriden birine alabiliriz: Okumaya devam et

Tehlikenin Farkında Mısın?

Geçen yıl bu zamanlar Radikal’deki yazılarıma son verildiğinden beri ilk yazım olacak…

Biraz paslanmış olabilirim…

Geçişlerim pürüzsüz olmayabilir ancak zaten çok sorun değil… Herhangi bir estetik, bilim, ortak akıl kaygısı taşımayan bodoslama aksiyonların rahatlıkla alınıp hiç tepki çekmediği günlerden geçiyoruz… O yüzden zannediyorum bana rahatlıkla katlanırsınız…

Türkiye’de üniversiteye kadar olan eğitim yani eğitimcilerin K12 diye adlandırdıkları ilk 12 yıl büyük ölçüde mahvolmuş durumda. Bu konuda kimsenin en ufak şüphesi kalmamıştır herhalde.

Her seviyede sürekli değişen sınav sistemi, sınavlardaki şaibeli sonuçlar, yıllardır süren dershane krizi, ülke tarihinin en büyük projelerinden biri olup bugün kimsenin hatırlamadığı batık bir FATİH Projesi, atanamayan öğretmenler ve dahası…

duyarsızız

Yalnız bu yozlaşma özellikle bu yıl yoğun bir biçimde üniversite ve sonrasındaki yüksek lisans eğitiminde de gözle görülür dereceye geldi.
Akademik çevrelerde artık görmeye alıştığımız skandallardan, fakülte içi çekişmelerden, hala neden var olduğu açıklanamayan YÖK’ün ara ara varlığını hissettirmek için aldığı dayatmacı kararlardan, TÜBİTAK gibi bir kurumun düştüğü durumdan ve hatta özellikle son yıllarda ayyuka çıkan intihallerden bahsetmiyorum bile.

Her şeyin ötesinde ve geri döndüremeyeceğimiz konular var… Mesela? Okumaya devam et