Gerçek Aşkı Bulmanın Matematiği

Hayatta herkesin bir ruh ikizi var mıdır?

Herkes en azından bir kez âşık olabilir mi?

Hepimizin karşısına “İşte bu doğru insan” dediği biri çıkar mı?

Bilmiyorum!
‘Ruh ikizim’ dediğimiz kişi âşık olduğumuz kişi mi, delicesine âşık olduğumuz kişi, doğru insan mı bunu da bilmiyorum!

Bildiğim tek şey, “İşte budur” diyeceğimiz insanı, ‘O’nu, bulmak için yapmayacağımız çok az şey var.

Sizi bilmiyorum ama ben herkes için ‘en az’ bir doğru kişi olduğuna inanırım.
Yirmili yaşlarındaki senle otuzlu yaşlarındaki sen, otuzlu yaşlardaki senle kırklı yaşlardaki sen aynı değilsiniz ki, aradığın doğru insan aynı kalsın… Aramızda, bu devirlerin her birinde kendine uygun birisini bulmuş şanslılar vardır mutlaka. Hatta zamanın getirdiği değişimlere bulduğu insanla beraber adapte olabilmiş; “Her devirde birbiri için en uygun” olabilmiş çok daha şanslı insanlar da vardır.

Tabii madalyonun bir de öteki yüzü var!

Özellikle metropollerde yaşayan, iş hayatının içinde kaybolup kendine bile ayıracak vakti olmayan ve milyonlarca kişinin içinde yalnız olanlarımız…

Milyonlarca kişi arasında yalnız olmak! “Olasılığı nedir ki?” diye düşünüyor insan, havuz geniş ve seçim senin…

Ama işin aslı öyle değil arkadaşım!

Aşkın matematiği var mı?

Bu işlerden artık yorulmuş, isyan noktasına gelmiş İngiliz bir matematikçi mevzuya bir de bilimsel açıdan bakmaya karar vermiş. Demiştim ya hani milyonlarca insan arasında yalnız kalmanın olasılığı ne olabilir ki diye; Peter Backus bu olasılığı gerçekten hesaplamış, üstelik de Drake Denklemini kullanarak!

1960’larda giderek artan uzaylı ve UFO hikâyeleri sonrasında Frank Drake, içinde olduğumuz Samanyolu Galaksisi’nde bizimkine benzer başka akıllı yaşam formlarının bulunma olasılığını hesaplayacak basit bir denklem çıkarıyor. Galaksimizde kaç yıldız var, kaçının etrafında bizim güneşimiz gibi gezegenler olabilir, bu gezegenlerden kaç tanesinde canlı hayat koşulları olabilir vb. gibi bir çok olasılığın birbiriyle çarpıldığı bir denklem.

Denklemin matematiksel yapısı bir kenara, biraz düşündüğümüzde aslında tek bir sorunun cevabı aranıyor: “Evrende yalnız mıyız?!”

İşte Peter Backus mevzuya uyanıp bu soruyu kendisi için soruyor! “İngiltere’de yalnız mıyım, bana uygun kaç kadın var?” şeklinde değiştirerek tabi.

Sadece kendisinin hoşlanabileceği kadınların sayısına bakıldığında durum fena değil gibi; İngiltere’deki 30 milyon kadın arasında 10 bin 500 tane potansiyel aday mevcut. Ancak çekici bulduğu kadınların da onu çekici bulması olasılığını hesaba kattığında durum vahimleşiyor.

Koca İngiltere’deki 30 milyon kadın içinde sadece 26 tanesi ile çekimin karşılıklı olduğu bir ilişkisi olabiliyor!

Yani olasılık milyonda bir.

Hani bu aralar hep görüyoruz ya, “Bir kadının doğru kişiyi bulması için en az 12 ilişki yaşayıp iki defa da aldatılması lazım”, “Bir adamın doğru kişi bulması için en aşağı 34 kadınla ilişki yaşaması lazım” gibisinden haberler ! Önceden bunlara gülerken şimdi en azından bilimsel olarak yanlış olmadıklarını söylemek zorundayım. Milyonda bir olasılığın varsa şansını denemekten kesinlikle çekinmemelisin arkadaşım!..

Olasılıkların bu kadar düşük olmasının etkisini yaşayan bir başka bilim adamı Chris McKinlay ise işi sadece hesap kitap yapmakta bırakmamış.

McKinlay üyesi olduğu bir arkadaşlık sitesinde farklı birçok profil oluşturuyor, her biri farklı tip adamı temsil eden profiller bunlar! Her profil için temsil ettiği karaktere uygun şekilde davranacak bir program yazıp ortama bırakıyor. Bu profillere gelen binlerce mesajı ve mesajı atanların profillerini analiz edip basit bir kümeleme çalışması yaptıktan sonra kendisine uygun yedi tip kadın profili olduğunu görüyor. Bu sefer kolları sıvayıp tamamen bu kümelerdeki kadınların hoşuna gidecek ama kendi bilgilerinden oluşan gerçek profiller yaratıyor. Bir kümedeki kadınlara maceracı yüzünü, diğer kümedeki kadınlara bilimsel yüzünü ön plana çıkartacak şekilde profiller bunlar… Başlıyor her birine kendi adına mesaj göndermeye.

Yalnızlığın dibindeyken bir anda her gün onunla tanışmak isteyen onlarca kadından gelen olumlu cevaplarla ne yapacağını şaşırıyor! Ancak iş gerçekten buluşup tanışma aşamasına geldiğinde yüzde 99.99 uyum gösterdiği o kadınlarla ikinci randevu aşamasına bile geçemediğini görüp iyice bunalıma giriyor. Ve başarısız onlarca randevunun ardından imdadına, ilk mesajı kendisinin göndermediği ve uyumluluk yüzdelerinin de o kadar yüksek olmadığı birisinden aldığı mesaj yetişiyor. Onlarca ve görünüşte daha uygun kadın arasında tek uzun süreli ilişkisini de bu kişiyle yaşıyor. Tek kelimeyle manidar!

Her şeyi yapmadan önce bir şey yap!

İki bilim adamının hikâyesi: Bir tanesi neden yalnız olduğunu bilimsel olarak ispatlamaya çalışıp olasılığın milyonda bir olduğunu, diğeri de bundan yılmayıp kendine uygun adayları kümelemenin yolunu buluyor!

Temelde ikisi de yalnızlıklarına çareyi en iyi bildikleri yoldan, ellerindeki en kuvvetli silahla bulmaya çalışıyorlar!

Farklı mesleklerden aynı durumda olanların kendileri için yaptığı ve en başta söylediğim gibi: Doğru insanı bulmak için yapmayacağımız çok az şey var. Ama bana soracak olursan tüm bu düşük olasılıklar yüzünden umudunu kaybedip her yolu denemeye başlamadan önce tek bir şey yapmalı.

Olasılıkları falan boş ver, hem Bukowski’yi hem de Mevlana’yı dinle:

Yapmayı gerçekten sevdiğin şeyleri bul ve bunlara kendini ada. Kendini adarken yaydığın ışık kimin dikkatini çekiyorsa o kişi doğru kişidir!

Not: Bu yazı 2014 Ocak’ta Radikal’deki köşemde yayınlanmıştır…

http://www.radikal.com.tr/hayat/gercek-aski-bulmanin-matematigi-1172672/ 

GERÇEK AŞKI BULMANIN MATEMATİĞİ

http://www.radikal.com.tr/hayat/gercek_aski_bulmanin_matematigi-1172672

Hayatta herkesin bir ruh ikizi var mıdır?

Herkes en azından bir kez aşık olabilir mi?

Hepimizin karşısına “İşte bu doğru insan” dediği biri çıka m?… Bilmiyorum!

“Ruh ikizim” dediğimiz kişi aşık olduğumuz kişi mi; delicesine aşık olduğumuz kişi, doğru insan mı bunu da bilmiyorum!..

Bildiğim tek şey; “İşte budur” diyeceğimiz insanı, “O”nu, bulmak için yapmayacağımız çok az şey var.

lovemath1

Okumaya devam et

DERSHANELER ve BUKOWSKI !

İsmi Burak; 16 yaşındayken çoğu yaşıtı üniversite sınavının stresine gömülüp hayatın geri kalanına gözlerine kapamışken o bilgisayarlara merak saldı… Önce yaşadığı yer Malatya’da teknik servise girdi, bilgisayar söküp parçalamayı öğrendi. Burada programcılıkla tanıştı, çalıştığı kitaplar yetmeyince yazın Ankara’daki kuzeninin çalıştığı şirkete staj yapmaya gitti. Burada o kadar kısa sürede programcılığı sevdi ve öğrendi ki daha da ilerlemek için lise son sınıfı bir yıl dondurdu. O yıl programcılığı derinlemesine öğrendi ve sonraki yıl çalışıp ODTÜ Fizik Bölümüne girdi. Bölümdeyken, bir başka ODTÜ Fizik mezunu olan benim şirketimde çalışmaya başladı!… Bir yandan da dışarıdan iş almaya başlamıştı…

Burak şimdi 23 yaşında, okulun son sınıfında… Ortağı olduğu bir yazılım şirketi, danışmanlık verdiği bir şirket ve bunlarının yanında full time görevi olduğu başka bir şirket daha var…

Türkiye’nin gündemini uzun süredir meşgul eden dershaneleri düşününce aklıma gelen ilk şey Burak oldu ve güldüm…

dershane3 Okumaya devam et