TEOG’un kaldırılması hakkında sorular/cevaplar ve bir tahmin…

Malum son bir kaç gündür ülkenin gündemini değişen sınav sistemi meşgul ediyor… Oldukça doğal çünkü görünen ilk gerçek;

Yeni sınav sisteminin (ya da sınavsız sistemin) ne olacağı tam olarak netleşmeden TEOG’un kaldırıldığı.

Şimdi şunu öncelikle belirteyim ve zaten daha önce defalarca yazdım. Türkiye’nin parametrelerine bakalım;

  • Mevcut nüfus ~80 milyon
  • Nüfus büyüme oranı ~%1.4
  • Toplam öğrenci sayısı ~23 milyon

Bu şartlar altında, nüfusu bu kadar hızlı büyüyen bir ülke için, her yaş grubunda merkezi sınav sistemi olmadan bir çözüm üretmek imkansıza yakın… Özellikle de şimdiki gibi ön hazırlık olmadan.

Sınavsız alternatiflere bakalım:

  1. Her okul kendi sınavını yapacak: Bunu konuşması bile bana garip geliyor… Ne olacak? Dezavantajlı bölgelerde okuyan gençler, aileleri ile beraber İstanbul, Ankara, İzmir turu yapıp okul okul sınava mı girecek?

Bu soru bile bu ihtimali daha derin analiz etmeyi düşünmemi engelliyor.

      2. Nota Dayalı Sistem: Okullar arasındaki uçurum, eğitimdeki kalite farkı, not vermede doğacak devasa standart sapmalar vs. Sade nota dayalı bir sistemin getireceği eşitsizlikleri düşünmek bile acı. Zaten daha önce belli oranda süper liseler vs. ile denenmiş ve vazgeçilmiş bir seçenek. Tamamen nota dayalı bir sistem ise açıkça notların satın alındığı bir yapıya kadar götürür eğitim sistemini.

     3. Temel becerilere dayalı öğrenci seçme: Bunun da altyapısının olmadığı, özellikle de dezavantajlı bölgelerdeki okullarda bu kavramın tanımı bile olmadığı çok açık… Amerika’da bile kısmen gerçekleşen bir sistemin burada altyapı hazırlığı dahi olmadan yapmaya çalışmak olasılık dışı…

    4. Yerel Bazlı Yerleştirme: Bunu sona sakladım, çünkü bir şekilde bu yöntemin bir versiyonunun gerçekleşeceğini düşünüyorum (ve bu tahminimde yanılmayı çok istiyorum)

Şöyle bir bakıp:

i) Türkiye’de özellikle son yıllarda büyüyen okul gruplarının her ilde ardı ardına ne kadar hızlı okul açtıklarını;

ii) Yerel eğitim programı kavramının; yani Türkiye’nin farklı bölgelerinde, ihtiyaca göre farklı müfredatlar, bu aralar tekrar popülerleşmesini;

iii) MEB’in yeni bazı düzenlemeleriyle ortaya çıkan; bir çok ilçede sadece belli tip okulların açılabilme durumunu;

gördükçe gidişatın bu şekilde olma olasılığı benim gözümde büyüyor…

Yani, yerel bazda seçenekler ‘ya belli özel okul grupları ya da belli tip devlet okulları’ olacak… Bu bazı yerlerde doğal olarak sadece devlet okulları seçeneğini de beraberinde getirecek.

Yalnız konu eğitim olunca bazı şeyler unutulmamalı:

  • Eğitimde ilk ve son şart, her zaman ve her şekilde ‘Fırsat Eşitliği’ olmalı
  • Yerel bazlı yerleştirme gerçekleşecekse; çocukları için her şeyi yapmayı göze almış ailelerin küçük şehirleri terk edip büyük şehirlere göçmeyi ciddi ciddi düşünmeye başlayacağı; hatta mümkünse yurt dışına çıkarmak dahi isteyebileceği göz ardı edilmemeli
  • Bu belki şu an herkesin en son umurunda olan konu ancak ülke ekonomisi için çok önemli olduğunu düşündüğüm bir mevzu… Eğitim, Türkiye’de muhtemelen potansiyeli en az değerlendirilen sektör. 23 milyon öğrenci ve ailelerinin vazgeçmeyeceği tek konu (sağlıkla beraber). Ancak eğitime yapılan, hem özel hem devlet yatırımlarının neredeyse tamamı okullaşma üzerine. Düşünün, Dünya Bankası’nın 2030’ların en büyük şirketinin bir dijital eğitim şirketi olacağını öngördüğü bir devirde bizde bu sektör henüz yok bile.

Sebebi de çok açık değil mi?!

Ortalama her iki yılda bir sistemin değiştiği bir sektörün yatırım alması mümkün mü?

Yapanlar da zaten karlılığın en garanti olduğu ‘okullaşma’ yöntemiyle büyüyor…

Güzel söylüyorsun da kardeşim, ‘Çare önerin var mı?’ diyecek olursanız… Evet var:

Öncelikle ne yazık ki ‘merkezi sınav sistemi’nden kaçamayacağımız gerçeğini kabul edelim. Eğitimde çok başarılı ülkeler olan ve dinamikleri bize benzeyen Güney Kore, Çin vb. ülkelerde bu gayet başarılı yürüyor.

‘Ama Finlandiya’da…’ ile başlayan bir cümleyi duymak dahi istemiyorum artık çünkü ülke dinamiklerimiz arasında bu kadar uçurum olan Finlandiya’dan örnek veren bir eğitimciyi ciddiye almam mümkün değil ne yazık ki… Unutun artık şu Finlandiya hikayelerini!

Merkezi Sınav gerçeğinin kabulünden sonra oturup bu sınavın nasıl olması gerektiğini, neleri ölçmesi ve nasıl ölçmesi gerektiğini konuşabiliriz. Çünkü evet bu ölçmenin metodu kesinlikle TEOG değil ama bunun çözümü de ne yazık ki sınav gerçeğini tümden kaldırmak değil korkarım ki…

Bireyleri cezalandırmadan yetenek ölçen, onları farklı yetenek/beceri gruplarına ayırabilen bir sınav sistemi gayet mümkün. Ve bunu altyapısını da hazırladıktan sonra 3. seçenek olan beceri bazlı portfolyo sistemi ile birleştirmek de mümkün.

Prensipte ABD’deki üniversitelere giriş, nasıl SAT/ACT sınavları + öğrenci portfolyosu ile gerçekleşiyorsa burada da yapmak mümkün ancak işin merkezi sınav ayağını tamamen kaldırırsak korkarım ki imkansızı istemiş oluruz.

Reklamlar