Satranç ve Türkiye’de Eğitim üzerine…

Dün, Satranç Federasyonu ile birlikte Maçka Sanat Parkında çok güzel bir etkinliği ortaklaşa gerçekleştirdik… Bu etkinlik muhtemelen sosyal medyayı kullanarak yaptığım en işe yarar şey olabilir :)..

#sokaktasatrancvar haftası kapsamında Maçka Parkına masalar sandalyeler kuruldu; satranç takımları ve saatleri yerleştirildi ve isteyen her gönüllü ile satranç oynandı.

Kısa kısa gözlemlerimi yazmak istedim:

  • 7-12 yaş arası bir çok çocukla oynadım. Arada yoldan geçerken katılanlar, duyup gelenler vs. Öncelikle şunu söylemeliyim ki; çocuklarda, özellikle de 7-8 yaşındakilerde, oyun seviyesi açısından dikkat ettiğim tek şey odaklanma ve farkındalık… Çocukların neredeyse tamamı uzun süreler boyu tahtaya odaklanmayı doğal olarak gerçekleştirebiliyor. Aileler, normal şartlarda iki laf dinletemedikleri (!) çocukların satranç oynarken yarım saat, bazen 1 saat kadar bir oyuna kendi istekleriyle odaklanmalarının önemini görsün isterim.

Fotoğraflar için: https://www.instagram.com/p/BZJR2dUAYLi/

  • Çocuklardan biri, ismi Kaan ve 7 yaşında, bol bol turnuvalara katılıyormuş. Ve özellikle konsantrasyon süresi en çok dikkatimi çeken çocuk oldu. Ailesi de destekliyormuş bu ilgisini.

kaanchess.png

İşini ciddiye almasını çok sevdim. Zaten yüz ifadesinden de belli :)..

Diğer bir genç, ismi Ali ve 12 yaşında

Onunla da uzun uzun maç analizi yaptık ve bana mısın demedi. Hatta tahtadaki en son pozisyonun resmini çektirdi babasına, daha sonra evde incelemek için.

……

Geçen gün Twitter’da, böceklere ilgisi yüzünden okulda alay edilen 7 yaşındaki kızını cesaretlendirmek için konunun uzmanı bilim insanlarına mektup yazan ailelerle ilgili bir şey paylaşmıştım:

Dün de gördüklerimden sonra gerçekten tek diyebileceğim şu ve aileler bunu çok iyi düşünsün isterim:

Çocuğunuzun ilgili olduğu herhangi bir konuyu onun için mahvedebilir veya araştırıp/soruşturup onu cesaretlendirebilirsiniz… Seçim sizin.

Bu yaştaki çocukları herhangi bir amaç için; yemek yemek  için bile!, bir masaya 1 saat oturtmanın zorluğunu çoluk çocuk sahibi insanlar benden iyi bilirler… O yüzden ilgi alanını bu yaşta keşfetmişse, aile, ‘bu çocuk ilerde satranca daha da merak sarar ve derslerini aksatır mı?!’ diye sakın düşünmesin… Derslerine zararından çok faydası olacağı kesin.

Bir ailenin tek görevi var zaten; çocuk kendi kendine bir ilgi alanı seçmişse bunu elinden geldiğince maddi/manevi desteklemek. Bu kadar basit.

  • Belirtmeden geçersem olmayacak… Çocuklar arasında yine 7 yaşındaki Dila’yı çok sevdim :).. Daha öğreneli bir ay olmuş ama benle uzun uzun analiz yaptı. Ve bu yaşta bu kadar sosyal ve güler yüzlü bir çocuk yetiştirdikleri için ailesi mutlu olmalı.

………….

Tüm gün boyunca çocuklarla/gençlerle satranç oynayıp eve geldiğimde kendimi çok yorgun ama iyi hissediyordum… Ta ki Twitter’da Umut’un şu paylaşımını görene dek:

Dün oynadığım çocukların yaş grubu için hazırlanmış bir ders kitabı içinde gerçekten akla hayale gelmeyecek yanlışlar. Bazıları öyle yanlışlar ki, bu kitabı sokaktan geçen birini çevirip yazdırsanız o yanlışları yapmaz.

Bu son zamanlarda üst üste çıkan okul kitaplarıyla ilgili haberler beni gerçekten çok düşündürüyor. Bilimsel konularda çocukların daha o yaşta kafalarında yanlış bilgiler oluşturmak en büyük suç olmalı…

Bu tarz kitapların sadece yanlış bilgi içermekle kalmayıp, potansiyel ilgili çocukların da ilgisini körelttiği ortada… Hem de daha 7 yaşındayken.

Yukarıda bir çocuğun herhangi bir konuya ilgiliyken ne kadar odaklı olabileceğini anlattıktan sonra bunları görünce ne yapacağını bilemiyor insan…

Eğitim işinin en basit prensipleri aynı zamanda en bariz olanları:

i) Aile, çocuğun ilgi alanını desteklemek için elinden geleni yapacak

ii) Eğitimle ilgili karar alıcı ve uygulayıcılar, çocuğa herhangi bir konuda yanlış bilgi vermeyecek.

bu iki en temel gereksinim olmazsa olmazlar…

Okul kitapları ve özellikle de fen/matematik alanlarında olanlarla ilgili bir iyileştirme çalışması kesinlikle şart gibi görünüyor. Bu çocukların bu seviyede bir eğitimin çok üzerini hak ettiği kesin.

 

Not: Dün etkiliğe uğrayan Milli Takımlar altyapı baş antrenörü Yakup Erturan’a ve Federasyon’dan Başak, Fatoş ve Selda hanımlara da organizasyonun gerçekleşmesini sağladıkları için ayrıca çok teşekkürler.

Reklamlar

Hayatı temsil eden Kavanoz ve Eğitim

Normalde bu yazının Asal Sayılar ile Pi Sayısı arasındaki bağ hakkında olması gerekirken geçen gün baya beğendiğim bir video ile karşılaştım ve hakkında yazmaya karar verdim… Bu tatile çıkmadan hemen önce oturup yarı popüler yarı teknik bir yazmak istemediğimi söylemenin farklı bir yolu da olabilir :).. Her neyse…

Video şöyle:

Basit bir kavanoz, pinpon topları, incik boncuk ve bir miktar kumla küçük yaştaki çocuklara hayatlarında alabilecekleri en büyük derslerden birini vermek olası…

Öğretmen kavanozu önce pinpon toplarıyla doldurur ve sorar:

Kavanoz dolu mu?

Evet cevabı alıp devam eder, boncukları da ekler ve yine sorar:

Kavanoz dolu mu?

Çocukların evet cevabı üzerine bu sefer kumu da ekleyip kavanozu iyice doldurur ve devam eder:

Kavanoz dolu mu?

Ve son evet cevabını aldıktan sonra hepsinin üzerine biraz bira ekleyip mevzuyu açıklar:

İlk attığım pinpon topları hayattaki en öncelikli konularınız (aslında videoda bunların ne olması gerektiğini saymış ancak ben açık bırakacağım, herkesin kendi tercihi…); devamında gelen incik boncuklar ikincil meseleleriniz ve kum ise geri kalan her şey… Bakın tersinden yapmaya çalışsanız olacak bir işlem değil çocuklar. Önce kumu doldursanız geriye hiç bir şey için yer kalmıyor.

Öğrencinin biri sorar;

Peki bira ne içindi hocam?

‘Sorduğuna sevindim’ der öğretmen…

Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun arkadaşınızla bir bira içmek için her zaman yeriniz vardır…

Çok basit ve etkili… Türkiye’de bir sınıfta yapsan tabi biranın yerine çay veya ayran tercih edilebilir ama şunu demek aynı etkiyi verir mi emin değilim:

‘Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun arkadaşınızla bir ayran içmek için her zaman yeriniz vardır…’.. 🙂 Çay daha olası…

Eğitim, yaratıcılık kullanıldığında aslında bu kadar basit… Her çocuğa kavanozunu kendi önceliklerine göre doldurma imkanı verecek kadar da esnek olabilir…

Özel okul fiyatlarının yıllık ortalama 60 bin TL’ye dayandığı; hayat boyu özel okullarda okumuş bir gencin ortalama eğitim maliyetinin 1 milyon TL olduğu bir ülkedeyiz…

Dün biraz bu konu üzerinde düşündüm… Üzerlerine 1 milyon TL’lik yatırım yapılan bu çocukların kaçı bu yatırımın toplamını hayatları boyunca biriktiriyor?!

Maddi karşılığını da geçtim, aldıkları eğitim hayatta tutunmak için gerekli becerilerin verildiği bir eğitim mi?.. (ala üstteki video)

Acaba kendilerine ve ailelerine;

“Hep devlet okulunda okuyup eğitim sonunda kendi işini kurman için 1 milyon TL mi, yoksa aynısını mı tercih edersin?” diye… gelecek cevapları çok merak ediyorum.

 

Eğitimdeki dönüşüm sürecinin üniversite sınavına etkisi

Üniversite sınavına gireli 19 yıl olmuş!.. O zamanlar ÖSS ve ÖYS isminde iki sınav şeklinde yapılan sistem defalarca değişikliğe uğrayıp yine eski formatına bu sefer YGS ve LYS isimleriyle dönmüş görünüyor.

Şimdiki LYS’ye karşılık gelen ÖYS’ye girdiğim zamanı hatırlıyorum… Sınavın başlamasından yarım saat sonra dışarıdan, o zamanlar öğrencilerin dikkatini dağıtsın diye “şaka amaçlı” kasten okul kenarlarına bırakılan teyplerden gelen bangır bangır bir müzik sesi… Biri o teybi bulup susturana kadar dağılan konsantrasyon; tam rahatladık derken sınavın ortasında kimlik kontrolü yapan gözetmen… Sınıftan sinirinden ağlayarak çıkanlar bile hatırlıyorum o gün…

Okumaya devam et

Gündem Özel Programı Notları

  • Programın tamamını bulabileceğiniz bağlantı:

http://www.cnnturk.com/tv-cnn-turk/programlar/gundem-ozel/cocuklarimiz-neden-mutsuz

Program sırasında söylemeyi planladıklarımın ham hali aşağıdaki notlar. Zaten yazış şeklimden de bellidir :).. Çoğunu söyleyebildim, ne mutlu ki..

Deniz Bayramoğlu’nun bu programını önemli buluyorum, hem işlenilen konular hem de işlenme şekli açısından…

Şimdi gelelim notlara:

Okumaya devam et

Yeni Eğitim Programında Matematik Dersi hakkında kısa kısa…

Yazı dizisine Lise Matematik ders programı ile devam ediyorum: http://mufredat.meb.gov.tr/ProgramDetay.aspx?PID=28

Yine misyon-vizyon kısmından bir bölüm ile başlayıp kazanımlar ile devam edeceğim.

Programın başlangıç bölümüne bakıldığında diğer derslerdeki duruma benzer bir tema görüyorum:

lisematematikprogram1.png

Okumaya devam et

Yeni Eğitim Programında Fizik Dersi hakkında kısa kısa…

Yeni eğitim programını fırsat buldukça incelemeye başladım.

Önceliği tabii ki alanım olan fizik ve matematik derslerine vereceğim. Ancak programdaki kazanımlar hakkında inceleme yapmaya başlamadan önce hiç yapmadığım bir şey yapıp bu tarz dokümanların vizyon-misyon kısmı denilebilecek bölümlere baktım. Genelde standart cümlelerle geçiştirilir o yüzden de çoğu insan okumaz.

Lafı uzatmayayım… Hızlıca bakarken iki önemli konu dikkatimi çekti. Öncelikle tekrar hatırlatmak isterim “Fizik” dersinden bahsediyoruz: http://mufredat.meb.gov.tr/ProgramDetay.aspx?PID=48

Programın 9. sayfasından direkt bir alıntı. Başlık “Fizik Öğretim Programında Değerler Eğitimi” !

fizikmufredat.png

Okumaya devam et

Yeni Eğitim Programı ve Evrim hakkında kısa kısa…

Bildiğiniz gibi MEB yeni eğitim programını yayınladı: http://mufredat.meb.gov.tr/

İlgili bağlantıdan her sınıf için programa ulaşabilir ve olumlu/olumsuz yorum bırakabilirsiniz.

Yeni eğitim programı hakkında inceleyip fırsat buldukça yazacağım. Ancak çok gündemde olduğu için bu yazıyı çok kısa tutup sadece “Evrim” konusuna değineceğim.

Aşağıda Lise Biyoloji Programının ilgili kısmını olduğu gibi kopyalayıp yapıştırdım:lisebiyoloji

Okumaya devam et