Yapay Zeka, Yüz Tanıma Teknikleri ve bir soru…

Geçen gün beni oldukça şaşırtan bir habere denk geldim:

https://www.washingtonpost.com/news/morning-mix/wp/2017/09/12/researchers-use-facial-recognition-tools-to-predict-sexuality-lgbt-groups-arent-happy/?utm_term=.5defe22a9d5d

Stanford Üniversitesi’nden bilim insanları, bir bireyin 5 tane resminin analizinden cinsel yönelimini(!) %90 bilen yapay zeka geliştirmiş…

Artık yüz tanıma tekniklerinin yapay zeka algoritmaları ile birleştiği ve bireyin görüntüsü/yüz ifadesinden suç analizinin/sağlığının/ruhsal durumunun vb. çok yüksek yüzdeyle yapılacağı bir çağın içindeyiz… Bu böyle.

Daha yeni tanıtımı yapılan iPhone kamerasının yüz tanıma özelliği, tüm dünyada bu bağlamda konuşuluyor. Çektiğiniz resimlerin/videoların, sildikleriniz ve sosyal medyada paylaşmadıklarınız da dahil olmak üzere, analizini yapabilen bir cihaz olabilir elinizdeki…

Özellikle İngiltere gibi ülkelerde oldukça yaygın olan sokak kameralarının bu özelliklere sahip olmayacağını da garanti edemeyiz… Yüz tanıma ile suç/ruhsal durum ve bahis konusu araştırmada olduğu gibi cinsel yönelim analizi yapabilen yapay zeka destekli kameralar…

Şimdi benden bir soru;

Günlük yaşamımızın artık içinde olan otonom araçlarla ilgili çok klasik ve tartışılan bir soru var; Araç, kaçınılmaz bir kaza durumunda iki insandan birini tercih etmek zorunda kalsa (genç-yaşlı/ daha çok/az sakat kalma olasılığı olan vs.) nasıl karar verecek?!

Peki bu kamera özelliğine sahip bir otonom araba, kazada zarar vereceği insanı seçerken ya suçlu potansiyeline de bakarsa?!

Yapay zekanın hem çok iyi ve hem de çok yanlış yönlere doğru hızla gittiği bir zaman yaşıyoruz…

Üzerine daha detaylı yazacağım ancak şimdilik bana düşündürdüğü temel sorular bunlar…

Reklamlar

Beynin ve Evrenin Matematiksel Modelleri Arasında Bağ Var mı?!

Bu aralar insan beyni ve ‘sırları’ (bu her ne demekse!) çok popüler bir konu… Beynin bilinmeyen güçleri/kapasitesi (her ne demekse!) vs. üzerine yazılmış bir ton kitap; üzerine konuşan, akademik veya değil, bir çok kişi mevcut.

Tartışma programlarında bu konunun evrilip çevrilip on defa işlendiğini görmek mümkün…

Yalnız, Türkiye’de bilimsel konuların üzerine mistik bir sos döküp piyasaya öyle sunmayı gerçekten çok seviyoruz:

hawking

‘Beynin Sırları’ terminolojisinin de gerisinde biraz bu alışkanlığımız mevcut. Bu mevzu böylesine yaygınca ele alınmasına rağmen az sonra anlatacaklarım bağlamında ele alındığına henüz şahit olmadım… Ki aslında dünyanın geri kalanı, anlatacağım konulara milyarlarca dolarlık projelerle destek veriyor.

Geçen gün, terapist bir arkadaşımla sohbet ederken bana ‘Yapay zekanın gün gelip örneğin bir terapistin yerini doldurup dolduramayacağı’ hakkında düşündüklerimi sordu…

Bu aslında hem bilimsel hem etik açıdan çok ilginç bir soru…

Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. Cevabım, Evet. Belki 40, belki 60 yıl sonra ama eninde sonunda yapay zeka bu tarz meslekleri de icra edebilir durumda olacak.

Öncelikle, dünyada ‘beyin’ üzerine devam eden çok büyük bütçeleri çalışmalar mevcut;

Human Brain Project ( Avrupa Birliği ), The Brain Iniciative ( ABD )… Ve eminim uzak doğu ülkelerinin de, mesela Çin, benzer girişimleri vardır.

Bu projelerin temel hedefi;

  • Beynin nöron networkünü tamamen ortaya çıkarmak;

Yani kaç tane ve çeşit nöron var ve birbirleriyle nasıl bağlılar

  • Hangi duygu ve durumları hissettiğimizde/yaşadığımızda hangi nöronlar nasıl bir sistematikle çalışıyor;

Yani örneğin korktuk mu/sevindik mi/unuttuk mu/hatırladık mı vb… Her birinde hangi nöronlar birbirleri ile nasıl irtibata geçiyor, nasıl bir mekanizma çalışıyor…

  • Tüm bu modelleme ile beyinle ilgili tüm genetik/psikolojik hastalıkları saptamak ve tedavi etmek.

Özetle; bu projeler beyni, süper bilgisayarların da yardımıyla tam olarak modellemeyi hedefliyor. Tabii ki çok fazla verinin işlenmesi, anlam çıkarılması vb. gereken inanılmaz zor projeler… Ancak, CERN’de doğanın kanunlarını öngören teorilerimizi test etmek için yapılan deneylerin etrafında nasıl dünyanın tüm ülkeleri varsa bu beyin araştırmaları konusunda da durum farklı değil.

Ve eninde sonunda bu modelleme gerçekleşecek. Örneğin, bilim insanları bu modellemeyi daha basit bir beyin ağına sahip olan fareler için gerçekleştirmeye çok yaklaştı bile. 10 bin farklı tipte 100 milyar nörona sahip insan beynini modellemek ise tabii ki daha fazla vakit alacak…

Ancak prensipte imkansız değil, eninde sonunda elimizde tüm nöronlar ve bağlantılarıyla hazır ve nazır bir insan beyni modeli olacak.

Bu bağlamda bakıldığında; bir insanın her duygusunu hem bilen hem hissedebilen hem de empati yapabilen ‘Yapay Zeka’lar geliştirmek de yine prensipte gayet mümkün.

…..

Peki diyelim her şeyi modelledik… İnsanı insan yapan ‘bilinç’ denen olguyu nasıl oluşturacağız. Bilinç kavramının ne olduğunu dahi tam olarak tanımlayamıyoruz. Ancak ne olmadığını biliyoruz… Örneğin bir his değil; yani bilinci hissetmek gibi bir durum olsa, aynı diğer hisler için bilim insanlarının yaptığı gibi, fMRI cihazıyla beynin anlık durumunun resmini çekip tanısını koyamıyoruz…

Zaten beyin kavramı üzerine dönen mistik muhabbetlerin önemli bir kısmının da bilinç kavramı üzerine olması bu tanımsızlık üzerine…

Ancak o konuda da ciddi çalışmalar mevcut;

Sorunun temeli (bence) bu bilinç konusunu insana özgü üstün bir özellik görmemizden kaynaklanıyor… Yani örneğin bizi basit hayvanlardan ayıran en temel özellik olarak hemen sunduğumuz ilk şey farkındalık/bilinç kavramı.

Ancak anlamadığımız şey bilinç sahibi olmamızın sebebi muhtemelen insan neslinin seçilmiş bir tür olmasıyla ilgili değil :)..

Microsoft’un da kurucularından olan Paul Allen’ın sırf beyin üzerine çalışmalar yapılsın amacıyla kurduğu Allen Institute’ta özellikle bilinç kavramı üzerine çok ilginç çalışmalar yapılıyor.

Allen Beyin Araştırmaları Enstitüsü’nde çalışan sinirbilimci Christof Koch, farkındalık ve bilinç hakkında oldukça iddialı bir teze sahip;

Koch’a göre, yeterince karmaşık olan her yapı eğer kendi içinde de yeteri kadar bağlantıya sahipse, farkındalık geliştirebilir!

(Detaylı okumalar için bakınız: https://alleninstitute.org/what-we-do/brain-science/about/team/staff-profiles/christof-koch/consciousness-redux/)

Buradaki ‘yeterince karmaşık’ ifadesi herşeyi kapsıyor… Evet, her şeyi!

İddia edilen tezin nereye varabileceğini görmek için dünya çapındaki internet ağını düşünelim… Tüm dünyadaki internet ağında yaklaşık 10 milyar bilgisayar ve her bilgisayarın içinde de bir kaç milyar transistör mevcut. Yani dünyadaki internet ağında, insan beyni içindeki toplam bağlantı noktasından 10 bin kat daha fazla bağlantı mevcut. Tek fark, insan beynindeki bağlantılar sürekli olarak aktif ve kalıcıyken, internet ağında birbirine bağlı olan bilgisayarlar sürekli olarak bağlantı değiştirmekte.

Özetle iddia edilen şey; bir canlıyı canlı yapan bilinç ve farkındalık kavramlarının sadece organik varlıklara özgü olmadığı… İnorganik yapıların da yeterince karmaşık ve bağlantılı oldukları zaman kendilerine özgü bir bilinç geliştirebilecekleri!…

…..

Buradan yola çıkarsak;

Diyelim en başta bahsini ettiğim projeler sayesinde beynin modellemesi yapıldı ve hatta suni olarak bir prototip bile geliştirildi… Bu prototip, organik bazlı değil de örneğin silikon bazlı oldu. Yani yapay zekalı gelişmiş bir robot tasarladık…

İkinci kısımda bahsettiğim çalışmalar; bize bu robotun da aynı biz insanlar gibi kendi bilincini geliştirebileceğini iddia ediyor…

……

Şimdi ben size tekrar sorayım; bizi biz yaptığına ve sadece bize özgü olduğuna inandığımız geriye ne kaldı?!..

Yapay zekanın, er yada geç, insanın yaptığı her işi yapacak noktaya geleceğine eminim.

Ve tüm bu bağlamda bakıldığında insan beyni etrafında dönen bu mistisizm çok komik geliyor…

……

Tüm bu gidişattan korkmak yerine öğrenebileceğimiz daha fazla neler var bunların peşinden koşulmalı…

……

Örneğin, bu yazıda bahsi geçen beyin çalışmalarından elde edilen verinin üzerine yapılan matematiksel çalışmalardan öğrenilebilecek o kadar çok şey var ki:

https://www.wired.com/story/the-mind-boggling-math-that-maybe-mapped-the-brain-in-11-dimensions/

En can alıcı mevzu da;

Nöron bağlantıları, yüksek boyutta tanımlı geometrik objelerle modellendiğinde, 11 boyuta kadar çıkan geometrik yapılar karşımıza çıkıyor.

brain1.jpg

Bu 11 boyut konusunu şöyle düşünebilirsiniz;

Nöron bağlantıları bazen kendi aralarında öyle geometrik objeler oluşturabiliyorlar ki bu objeler daha yüksek boyuttaki başka bir objenin 3 boyuttaki arakesiti olarak düşünülebiliyor.

Aynı bir dairenin, 3 boyutlu bir kürenin 2 boyuttaki arakesiti olduğu gibi… Tabii 5-6 ve daha üst boyutta tanımlı bir geometrik objenin alt boyutlardaki kesitini hayal etmek daha zor… Ancak, beynin modellemesinin 11 boyuta kadar çıkabilen geometrik objelerle yapılmasının arka planında kastedilen bu.

……

Gelelim sadede;

Bu 11 boyut konusunda beni çeken mevzu şöyle…

Bugün elimizde evreni modelleyen en sağlam kuram M-Theory 11 boyutlu bir kuram; Yani evrenin boyutunun 11 olduğu ve bizim yaşadığımız 3+1 boyutlu uzay-zamanın bu 11 boyutun bir projeksiyonu olduğu üzerine…

Beyinle ilgili yapılan matematiksel modellerin de 11 boyuttan projekte edilen cisimler üzerinden olması ilgimi çekmiyor değil.

…..

Özetle;

Evreni açıklayan modelin 11 boyutlu olması ile beynin matematiksel modelinin 11 boyuta kadar çıkan objelerden alınan kesitler olması arasında bir bağlantı var mı?!…

Tabii ki bilmiyorum ve en başta kendi şikayet ettiğim mistisizmin içine düşmek de hiç istemem.

Diyebileceğim tek şey; birbirinden tamamen bağımsız görünen olguları aynı matematiksel araçlarla açıkladığımız bir örnek daha…

 

Not: Beynin matematiksel modellemesi hakkında daha fazla detay için şu video serisi yardımcı olacaktır (ben ilkini paylaşıyorum):

Yapay Zeka ve Etik Üzerine Düşünceler…

Hızla gelişen ve 2025-30’lar civarında insan zekası seviyesine erişmesi ve geçmesi beklenen yapay zeka konusunda özellikle bu yıl “etik tartışması” adı altında aslında açıkça bazı önlem prosedürleri belirleyen toplantılar yapılmaya, dokümanlar hazırlanmaya başlandı… Dünyanın en büyük şirketlerinin ekipleri ve uluslararası mühendislik kuruşluşları, ilk taslak dokümanları hazırlıyor: http://standards.ieee.org/develop/indconn/ec/ead_v1.pdf

ethicalai

Tabii ki bu dokümanları ana hedefi, resimdeki dokümanın başlığından da anlaşılacağı gibi, yapay zekanın gelişirken “insana ırkına zarar veren” hale gelmesini engellemek.  Okumaya devam et

GOOGLE VE AKILLI ROBOTLARI

Dünyada büyük ve vizyoner binlerce şirket var…

Zannedebiliriz ancak yanılmış oluruz! Dünya ekonomisinin yüzde 40’ını topu topu 144 şirketin kontrol ettiğini biliyor muydunuz? Hepsi de son derecede vizyoner, hepsi milyarlarca doları yönetiyor. Ancak itiraf etmek lazım hiçbiri Google’ın yanına yaklaşacak derecede cesaretli ve geniş spektrumda yatırımlar yapmıyor. O yüzden bir kez daha en son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim; Google çok yakın bir zamanda hem dünya ekonomisini hem de stratejik dengeleri derinden etkileyecek yeniliklerle gelebilir.

http://www.radikal.com.tr/hayat/google_ve_akilli_robotlari-1167491

PETMAN_Mar-2012_crop